Cumartesi , 27 Aralık 2014
Anasayfa » Güncel » Arkadaşı Erdal Eren’i anlattı
Arkadaşı Erdal Eren’i anlattı

Arkadaşı Erdal Eren’i anlattı

12 Eylül cuntası tarafından 17 yaşında idam sehpasına gönderilen Erdal Eren’in ölümünün üzerinden 34 yıl geçti. 13 Aralık 1980’de idam edilen Eren’i, Türkiye gençlik hareketini, mücadele arkadaşı Emin Gökturna  anlattı.

1980 askeri darbesi öncesinde gençliğin işçi sınıfı mücadelesinin güçlenmesinde ciddi bir rol oynadığını söyleyen Gökturna, yükselen mücadeleyi engellemek isteyen hakim sınıfların cuntayı devreye soktuğunu söyledi.

Erdal Eren’in mücadele arkadaşı Emin Gökturna’nın  Evrensel gazetesinden Eda Yıldırım verdiği  röportajının ilgili bölümü şöyle:
Erdal Eren ile ne zaman tanıştınız?
Erdal’la bizim karşılaşmamız ortaöğrenim gençliğinin mücadelesi içinde oldu. O Beşevler’de bir meslek lisesinden geliyordu. Ben de Anıttepe’de bir ticaret lisesinden geliyordum. Erdal sakin ve narin bir yapıya sahipti. Hırçın değildi. Erdal kimseyle tartışmazdı. Erdal’ı dışarıda en son 1978’de ocak ayında gördüm. Maraş Katliamının ardından sıkıyönetimle birlikte Halkın Kurtuluşu yasa dışı pozisyona düştü. Gazetenin dağıtımı yasaklandı. Bu yüzden biz de gazeteyi okura gizli götürüyorduk. Ben son sayıyı kaçırmıştım. O zaman da Ankara Hacettepe’de toplantı vardı. Erdal da toplantıdan çıkmış. Baktım gazete cebinde. Hemen çektim aldım. Erdal da “Ben çok zor buldum. Sen başka bir yerden bulabilir misin” dedi. Gazeteyi vermeyince de, “Bana iki buçuk lira borcun” ‘var’ diye espiri yaptı.

‘80 öncesi liseli gençliğin mücadelesini anlatabilir misiniz?
1978-79 sürecinde liseli gençliğin mücadelesi üniversiteli gençliğin mücadelesinden daha çok öne çıkmaya başladı. O dönemde Ankara ortaöğrenim gençliği kitlesel olarak antikapitalist ve antiemperyalist mücadeleye katılıyordu. Bununla birlikte yurtsever devrimci gençlik de önemli bir potansiyele sahipti. Bizim liselerde de önemli bir potansiyelimiz olduğundan dolayı ortaöğrenim gençliğinin kendine özgü bir örgütlenmesinin olmasını istedik. Liseli örgütlenmesi içerisinde herkes kendisini ifade edebiliyordu. Ama liseler içinde giderek siyasal gruplar ayrışmaya başlayınca ister istemez biz de Yurtsever Devrimci Gençlik olarak Ankara Ortaöğrenimler Derneğini kurmuştuk. Bu oluşum süreci liseler ve ortaokullardaki mücadeleye ivme kazandırdı.

O dönemdeki gençlik hareketi işçi sınıfı mücadelesinde nasıl bir etkiye sahipti?
Belirleyici bir özelliğe sahipti. Mesela İzmir Tariş direnişi ya da Adana ve İstanbul’daki fabrika direnişleri olsun giderek işçi sınıfı içerisinde mevzi kazanmaya başlıyorduk. Mahallelerde de bu böyleydi. Bence cuntanın geliş nedenlerinden birisi de bu.

‘ÖNEMLİ KAMPANYALAR ÖRGÜTLENMİŞTİ’

Erdal Eren’le Mamak Cezaevinde birlikte de kaldınız. Biraz anlatabilir misiniz o günleri?

Arka arkaya hücrelerde kaldık. Cezaevindeki, mahkemelerdeki ve yine idam sehpasındaki tutumuna baktığımızda Denizlerden başlayan bir geleneğin sürdürülmesi anlamında da Erdal’da militan bir kişiliğin olduğunu görüyoruz. Mamak baskı ve işkence merkeziydi. Erdal inzibat erini öldürmekle yargılandığı için inzibat diye çağrılıyordu. Bu şekilde Erdal’ın bulunduğu koridora nöbete hangi asker geliyorsa o asker kendi arkadaşını vurduğunu düşünerek ek bir baskı uyguluyordu. Erdal gördüğü baskı ve işkence nedeniyle iyice zayıf düşmüştü. Hatta cezaevi doktoru cezaevi komutanı olan Raci Tetik ve askerleri uyardı. “Bu çocuğu idam etmek istiyorsanız bu çocuk üzerindeki baskıyı durduracaksınız. Yoksa bu bünye idama gitmeden ölecek” diye. Ama bu bile engellemedi. Erdal üzerindeki baskı buna rağmen katmerleşerek devam etti.
İdamının engellenmesi için büyük kampanyalar yürütüldü…

Erdal’ın yakalanmasıyla birlikte partisi Erdal’a sahip çıktı. Erdal Eren idam edilemez kampanyası gerçekleştirdik. Bu hem ülke hem de ülke dışında yaygın şekilde yürütüldü.