Cuma , 26 Aralık 2014
Anasayfa » Her Taraf » Diyanet’i kapattık diyelim, ya sonra…
Diyanet’i kapattık diyelim, ya sonra…

Diyanet’i kapattık diyelim, ya sonra…

AHMET ERDİ ÖZTÜRK* / Diyanet hem hâkim Sünni inancını temsil etmesi hem siyasal iktidarlar elinde bir devlet aparatı olması nedeniyle problemli. “Kapatırsın, olur biter!” Ama, kapatıldığı zaman da herhangi bir dinî gruba mensup olmayan inançlı insanlar ihtiyaç ve özgürlükler noktasında sorun yaşarlar.

Bizim sol ve sosyal demokrat cenahta değişmeyen konuların, sabit çözümleri vardır. Eskimeyen, hiç bıkmadan konuşulan ve kolayca oldubitti ile halledilen meseleler. Bendenize göre bunlar arasında ilk üçteki yerini hiçbir zaman kaybetmeyen, ortamların gediklisi de Diyanet’tir. Çoğu zaman, gündelik politikayla ilgili yorumları masaya saçılır, bir iki sert eleştiriden sonra, şakakları inceden kırışmış daimi devrimci abilerden birisi “kapatacaksın olup bitecek” der ve hep bir ağızdan bu çözüm onaylanır. Artık rahatça geri kalan memleket meseleleri çözülebilir.

Bu duruma hatırı sayılır kez tanıklık eden, yalan olmasın, ilk başlarda da o tek sesli koroya dâhil olan birisi olarak sonraları çok kez kendi kendime sordum; bu kadar kolay mı?

Kolaysa neden hiçbir zaman kapatılması ile ilgili bir kanun teklifi parlamentoya verilmemiş?

Cuma günü bu sorulara sağlam ve tutarlı bir cevap verildi.

Temel hak ve özgürlükler, barış, demokrasi, çoğulculuk alanlarında çalışmalar yapan Helsinki Yurttaşlar Derneği, yürütücülüğünü, Diyanet üzerine çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. İştar Gözaydın’ın yaptığı, kamuoyu araştırmalarının KONDA tarafından yürütüldüğü, Dr. Nil Mutluer’in “Yapısı, Sosyal ve Ekonomi Politiği ile Diyanet” başlıklı güncel bir çalışma ile katkıda bulunduğu, Dr. Hidayet Tuksal ve Cafer Solgun başta olmak üzere farklı görüşten birçok kişinin katıldığı çalışmasını basın ile paylaştı.

Yaşamlarını biçimlendiren karar ve eylemlerde, yurttaşların bizzat söz sahibi olmaları ilkesinden hareket eden çalışma, 11 farklı şehirde din ve devlet ilişkileriyle ilgili grupların biraraya gelmesini sağlayarak, Diyanet hakkında algıları, memnuniyetleri, memnuniyetsizlikleri, beklentileri masaya yatırmış. Yapılan katılımcı müzakereler sonucunda ise hâkim görüş olarak Diyanet’in kamu hizmeti gören bir kurum olarak muhafaza edilmesi hâlinde, kendini egemen inanç anlayışı dışında gören diğer inanç çevrelerinin de temsili sağlanacak şekilde yeniden düzenlenmesi çıkmış. Dahası, Diyanet bünyesinde temsil edilmek istemeyen inanç gruplarının da benzer kuruluşlar kurmasının önündeki yasal engellerin kaldırılması dile getirilmiş.

Bununla beraber, 32 ilde yapılan araştırma sonucunda da toplumun yaklaşık dörtte üçü Diyanet’i “İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarına dair işleri yürüten bir kurum” olarak tanımlamış, geri kalanlar ise onu siyasi temelde görmüş. Diyanet’in yapısıyla ilgili olarak ise “Aleviler dâhil tüm Müslümanlara hizmet vermeli” fikrinde olanlar yüzde 34 ve “Müslümanların yanı sıra diğer dinlere de hizmet vermeli” fikrinde olanlar yüzde 53 oranında çalışma sonuçlarına yansımış.

Diğer bir deyişle, katılımcı müzakereler ile anket sonuçları örtüşmüş.

Şimdi en baştaki soruya çalışmanın bize gösterdikleri ışığında geri dönelim. Hiç tereddütsüz Osmanlı’nın Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nden miras olan Diyanet hem hâkim Sünni inancını temsil etmesi hem siyasal iktidarlar elinde bir devlet aparatı olması nedeniyle problemli. Kendisine vazifeler verilen ya da durumdan vazife çıkaran bir aparat. Fakat aynı zamanda da toplumun geneli tarafından da kabul görmüş bir kurum.

Kişisel olarak bu kabul görmeyi mantıklı bulmasam da sistemin daimi oyuncusu olduğunu düşünenlerdenim.

Bunun ötesinde kapatıldığı zaman herhangi bir dinî gruba mensup olmayan inançlı insanların ihtiyaç ve özgürlükler noktasında da sorun yaşayacaklarını düşünüyorum.

Hem yıllar yıllar önce Aristotales’in dediği de hâlâ geçerli; “doğa boşluktan nefret eder”.

Diyanet’i kapattık diyelim, ya sonra…

*Ljubljana Üniversitesi, Balkan Çalışmaları

[email protected]

twiter: @ahmeterdiozturk

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr