Perşembe , 4 Haziran 2015
Anasayfa » Her Taraf » Saray, zırhlı Mercedes ve ‘itibar’
Saray, zırhlı Mercedes ve ‘itibar’

Saray, zırhlı Mercedes ve ‘itibar’

 

SERVAN ALTIKANAT*/ 12 katlı, 1100 odalı, Transilvanya’ya özgü mermerleri ve 500’e yakın kristal avizesi olan, 5 milyar dolarlık saray (Casa Poporului), Çavuşesku’yu ya da Romanya’yı itibarlı mı kıldı?

 

 

Vaktiyle desteklemiş, alkışlamıştık bu iktidarı… Ta ki “heykel yıkma” mevzuuna kadar olumlu buluyorduk… Ne zaman Tayyip Erdoğan Kars’taki malum heykeli “ucube” olarak nitelendirdi ve yıktırdı, işte o vakit yokuş aşağı iniş başladı.

Hızla otoriterleşti AKP. Demediğini demeye, seçim bildirgelerine yazdığı şeylerle tezat teşkil eden işler yapmaya başladı.

Bir ejderha gibi alev püskürtür oldu her yere… Gittikçe devletleşti. Demokrasiyi, hukuku, anayasayı, parlamenter rejimi “bekleme odasına aldı”.

Evet, sırf o “beğenmedi” diye bir heykel yıkılmıştı bu memlekette, oralardan, hukuk dışı bir biçimde saray yapma noktasına geldik. Sağolsun, sürprizlerinden de mahrum bırakmıyor bizleri… En son, Mercedes’inden feragat eden Diyanet İşleri Başkanı’na “zırhlısını” armağan ettiğinin müjdesini verdi. Yakında uçak da verecekmiş.

Dinî kanaat önderleri tespihin ucundaki imame gibiymiş. İmame kopunca tespih nasıl dağılırsa, önümüzdeki önderler yok olduğu zaman biz de dağılırmışız. O yüzden bu makamlara sahip çıkmalıymışız.

Ak Saray’ını eleştirenlere de “İtibardan tasarruf olmaz” demişti hatırlarsanız. (Arınç: İsraf konusunda karnemiz kırıktır.)

Bu itibarlık anlayışı ile benim itibarlık anlayışım arasında 180 derece fark var.

Zira benim nazarımda, saray, yat, kat, gemi, uçak, kutular dolusu para, yüzlerce milyarlık saat, zırhlı araç(…), bunlar bir insana ya da bir makama itibar kazandırmaz.

Allah aşkına; 12 katlı, 1100 odalı, Transilvanya’ya özgü mermerleri ve 500’e yakın kristal avizesi olan, 5 milyar dolarlık saray (Casa Poporului), Çavuşesku’yu ya da Romanya’yı itibarlı mı kıldı?

Benim nazarımda itibarlı insan, boğazından “haram” lokma geçirmeyen “yüz ak, alnı açık, başı dik” sokakta gezebilen insandır.

Yalan söylemeyen, dürüstlüğünden ve ahlakından ödün vermeyendir.

Adil ve vicdanlı olandır. Zulme ve haksızlığa karşı gelendir.

Eleştiriye, protestoya açık olan, mütevazı kalabilendir…

Bu yüzdendir ki, en itibarlı insan, sabah okula gidecek çocuğuna “helal” harçlık verebilmek için yerin metrelerce aşağısına inen Somalı madencidir.

En itibarlı insan, ısrarlara, vaatlere rağmen rüşvet almayı reddederek 17 Aralık haramzadelerinin konvoyuna katılmayan gümrük memuru Teoman Coşkun Dudak’tır.

En itibarlı insan, Erdoğan’ın kendisine karşı ayaklanan gençleri karalamak için sarf ettiği “Camide içki içtiler” sözünü, “Ben içki içildiğini görmedim” diyerek tekzip eden –ve sürgün edilen– o dürüst müezzin Fuat Yıldırım’dır. (Bezm-i Âlem Valide Sultan Camisi.)

En itibarlı insan, Kamp Armen’in (Tuzla Çocuk Kampı) yıkım işlemini yaparken, bir grup aktivistin yanına gelerek kampın hikâyesini anlatmasından sonra “Ben yetim hakkı yemem” diyerek yıkmaktan vazgeçen o dozer operatörüdür.

En itibarlı insan, İsveç’te Toblerone çikolata almak için devlet kasasından 60 TL kullandığı için istifa eden Maliye Bakanı Mona Sahlin’dir. Bir süpermarketin çatısının çökmesinden dahi kendisini sorumlu tutup istifa eden Letonya Başbakanı Valdis Dombrovskis’tir. Adı yolsuzluğa karışan oğlu Sebastian Davalos için savcılara çağrıda bulunan Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet’tir.

Benim nazarımda en itibarlı insan, kürsüde konuşurken, bir grup feministin kendisine dönük yaptığı mayonez ve patatesli protestoyu, gülerek ve ceketini çıkararak karşılayan Belçika Başbakanı Charles Michel’dir.

*Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü

[email protected]

Etiketler: