Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Kültür ve Sanat » Susturulmuş ruhların sessiz dansı
Susturulmuş ruhların sessiz dansı

Susturulmuş ruhların sessiz dansı

Cannes Film Festivali ve Oscar törenlerinde yarışan filmler ard arda vizyona girmeye devam ediyor. Bu hafta vizyona giren Timbuktu, 87’nci Akademi Ödülleri Yabancı Dilde En İyi Film dalında yarışacak. Afrikalı yönetmen Abderrahmane Sissako’nun yönetmenliğini yaptığı Timbuktu, bölgede egemenliğini ilan eden cihat savaşçılarının dayattığı yeni yaşam biçimini anlatır. Bu dayatmanın getirdiği sessizlik filmin bütün yüzeyine yayılsa da bu sessizliği dansla dağıtır yönetmen. Sessizliğin dansı ruhun önlenemeyen çığlığı gibi yükselir filmde.

İNSAN DOĞASINA AYKIRI YASAKLAR

Kendilerini halkın “veli”si ilan eden cihat savaşçıları, üzerine aldıkları vekaletle halkın ruhunu cihat cenderesinde sıkıştırdıkça sıkıştırır. Hoporlörlerden her gün bir yasak anons edilir halka: Müzik dinlemek yasak, dans etmek, eğlenmek, ortalıkta “öylesine, boş boş” bir şey yapmadan yürümek yasak. Fakat insan doğasına aykırı bu yasaklar, onları koyanların bile ruhunu gemlemeye yetmez. Bir cihat savaşçısının sessizce yaptığı dans, ruhun derinliklerinden gelen itkiyi gemleyemediğinin bir işareti gibidir. Top olmadan futbol maçı yapan insanların seromonisi de öyle…Sissako, filmin içine yerleştirdiği karakterlerle çıkış yolunu göstermek ister izleyiciye. Sağduyuyu temsil eden cami imamı, Tanrı’nın sözleriyle cihatçıların başını öne eğdirirken, bu sayede onların inançlarını sorgulamalarını da sağlayacaktır. Filmin en önemli karakterlerinden biri de köyün delisi Zabou’dur. Ancak Zabou gibi “çılgın”, “otorite tanımaz” ruh hâli çıkış yoluna ulaştıracaktır insanları. Balık sattığı halde eldiven takması istenen kadının isyanı şehrin genel tepkisine dönüştüğünde, Zabou gibi “deliliğin sınırı”na geldiğinde kurtulacaktır Timbuktu halkı, kimbilir.

BAĞIŞLAYICI OLAN YALNIZCA ALLAH’TIR

Şehir merkezinde bunlar olurken, Kidane, çölde karısı Satima, ruhunu tamamladığını söylediği kızı Toya ve çobanları Issan’yla birlikte yaşar. Mutlu ve mesut, cihat savaşçılarından uzak, ancak onların ağırlığını üzerlerinde hissettikleri bir hayat sürerler çölde. Ailenin ineği bir balıkçı tarafından katledilince, Kidane ve balıkçı arasında çıkan kavga, balıkçının istemeden vurulmasıyla sonuçlanır. Her şeyden uzakta, Tanrı’dan sabır dileyerek yaşayan Kidane ve ailesi cihat savaşçılarının pençesine düşmekten kurtulamaz. Bağışlayıcı olan yalnızca Allah’tır. Kul ise intikamını almaktan imtina etmez.

ESRA KARATAŞ