Pazar , 5 Nisan 2015
Anasayfa » Manşet » İş dünyasından Osmanlı tipi eyalet sistemi önerisi
İş dünyasından Osmanlı tipi eyalet sistemi önerisi

İş dünyasından Osmanlı tipi eyalet sistemi önerisi

Güneydoğu Genç İşadamları Derneği (GÜNGİAD) çözüm süreciyle ilgili Osmanlı tipi eyalet sistemi önerisinde bulundu.

Dernek Başkanı Hakan Akbal, “Bu yönde bir düzenleme ile Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt illeri Osmanlı’da olduğu gibi Diyarbakır vilayeti olarak tanımlanabilir. Diyarbakır vilayetinin yönetim merkezi de Diyarbakır ili olabilir.” dedi.
Daha önce denetimli özerklik önerisinde bulunan GÜNGİAD Başkanı Hakan Akbal ve derneğin yönetim kurulu üyeleri basın toplantısı düzenledi.

Akbal, 1988 yılında Avrupa Birliği (AB) Yerel Yönetimler Özerklik Şartını, çekincelerine rağmen imzalayan Türkiye’nin merkezi esas almak yerine, demokratik temsiliyeti öne çıkartan yerinden yönetim uygulamalarına dayalı sistem arayışlarını son dönemlerde daha açık bir şekilde ifade ettiğini anlattı.

YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ
Akbal, şöyle konuştu:

“18 Aralık tarihinde Başbakan Sayın Davutoğlu ve bakanların katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında ekonomide yapısal dönüşüm programının ikinci bileşeni kamuoyuyla paylaşılmış, açıklanan 7 tedbirden birinin yerel yönetimlerin gelirlerinin artırılması ve güçlendirilmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı eksende İmralı ile yürütülen müzakere taslağı üzerinde uzlaşmaya varıldığı ve taslağın bileşenleri arasında ‘Özerklik’ konusunun da olduğu Sırrı Süreyya Önder tarafından paylaşılmıştır.”

DİYARBAKIR EYALETİ
Hakan Akbal
Hakan Akbal, İspanya, İtalya, Almanya, Avusturya, Kanada gibi dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve uygulandığı ülkelerin kendi içsel dinamikleri ekseninde geliştirilen sistemleri modifiye etmek yerine, kendi öncü modelleri üzerinden Türkiye’nin ve bölgenin bünyesine uygun sistemlerin geliştirilebileceğini dile getirdi. Akbal, “1515 yılında Osmanlı’nın 5. Eyaleti olan Diyarbakır, kendisine bağlı 24 sancağı ile imparatorluğun en büyük eyaletlerden biriydi” dedi.

26 BÖLGE

AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartının imzalanmasının ardından, merkezi sistemden dönüşüm amacıyla 2002 yılında 4720 sayılı yasa ile ülke nüfusu, coğrafi özellikleri, bölgesel kalkınma planları, temel istatistiki göstergeleri ile illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sırası esas alınarak 26 bölgeye ayrıldığını anımsatan Akbal, şöyle konuştu:

“Düzey 2 (Nuts2) de denilen bu bölgelerde, bölge kalkınmasının parametrelerinin oluşturulması, bölgesel kalkınma politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması amacıyla da 2006 yılında 5449 sayılı kanunla,  idari ve mali yetkilere sahip kalkınma ajanları kuruldu. Devletin kendi mekanizmaları içerisinde ve bu mekanizmaların gereksinimlerine bağlı olarak oluşturulmuş 26 bölgenin tümü zaman içerisinde özerk yönetsel birimlere dönüşebilme potansiyeli taşımaktadır.

SEZER VETO ETTİ

2002 yılında istatistiki olarak bölge kavramına geçilmesi ile 2006 yılında ajansların oluşması arasında, devletin, merkez ve yerel arasında yetki paylaşımını sağlamayı amaçladığı en önemli girişimlerden biri de ‘Kamu Yönetimi Reformu’ konusundaki yasal düzenlemelerdir. Yeni bölgelerin tespit edilmesi ardından belki de merkezden yerele transfer edilecek yetkileri belirleyecek bu çerçeve kanun ne yazık ki dönemin Cumhurbaşkanı  A. Necdet Sezer tarafından veto edilerek, bu çalışmalar engellenmişti.”

“KALKINMA AJANSLARI İÇİN OLUŞTURULAN BÖLGELER  ÖZERKLİK İÇİN PİLOT YERLER OLSUN”

Kalkınma ajansları için oluşturulan 26 bölgeden biri olan Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın yer aldığı TRC2 bölgesi ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’in yer aldığı TRC3 bölgesinin özerklik için pilot uygulamasına geçilmesi önerisinde bulunan Akbal, “Devletin uzun yıllar alan çalışması ve emeğiyle oluşmuş bu bölgeleri, aynı zamanda yerinden yönetim merkezlerine dönüştürecek ve toplumda önemli oranda yerleşik hale gelmiş bölünme kaygılarını da bu yolla giderilebilecek” ifadelerini kullandı.

“YEREL DÜZEYDE SEÇİME DAYALI MECLİSLERİN OLUŞMASI TARTIŞILMALIDIR”

Coğrafi, ekonomik, sosyal, kültürel ve dilsel açıdan önemli benzerlikler ihtiva eden TRC2 ve TRC3 bölgelerin yönetim merkezinin Diyarbakır olmasını, ulusal parlamento yanında yerel düzeyde de seçim esasına dayalı, temsile olanak veren meclislerin oluşmasının tartışılmasından yana olduklarının altını çizen Akbal şöyle devam etti:
“Osmanlı dönemindeki tecrübeden faydalanarak eyalet ve ona bağlı sancaklardan oluşan idari düzenleme TRC2 ve TRC3 bölgeleri için yeniden tecrübe edilebilir. TRC2 ve TRC3’ün bölgesel yönetim birimlerine dönüştürülmesi kanun hükmünde kararname ile sağlanabilir. Nitekim 1989 tarihli 388 nolu kanun hükmünde kararname ile GAP bölgesi yönetsel bir birim olarak tanımlanmıştı.

YÖNETİM MERKEZİ DİYARBAKIR

RESIMID_15340815

Bu yönde bir düzenleme ile Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt illeri Osmanlı’da olduğu gibi Diyarbakır Vilayeti olarak tanımlanabilir, Diyarbakır vilayetinin yönetim merkezi de Diyarbakır ili olabilir. İstatistikî birimler olarak 26 bölgenin belirlenmesinin ardından, her bir bölgede 2006 yılında başlamak üzere kalkınma ajansları kurulmuştur. Yasal olarak sadece ekonomi ve bölgesel kalkınma konuları değil, yönetsel konularda da yetkilere sahip olan ajanslar, özellikle yönetsel yetkileri konusunda çekingen bir tavır içerisindeler. 5449 sayılı kanunda değişiklik yapılarak, yönetsel yetkilerin geliştirilmesi ve daha açık bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir. Bu yöndeki düzenlemeler ile kalkınma ajanslarının bağımsız idari otoritelere dönüşmesi mümkün olacaktır.”

“500 YIL OSMANLI TARAFINDAN BAŞARIYLA UYGULANDI”

Önerdikleri sistemin Osmanlı İmparatorluğunun 500 yıllık uygulamasıyla tecrübe edilmiş bir sisteme dayandığını kaydeden Akbal, Osmanlı eyalet sistemi ile ‘Düzey 2’ bölgelerinin sentezlenmesiyle ülkeye özgü melez bir idari yapılanmaya ulaşabileceğini kaydetti. Akbal şunları söyledi:
“Bölgesel yönetim birimleri için de kalkınma ajansları modifiye edilerek yerel meclislere dönüşebilir. Kalkınma ajansları bünyesinde oluşan ve ilgili illerin STK ve kamu kuruluşları temsilcilerinden oluşan yaklaşık 100 üyeli danışma kurulları seçimle belirlenerek bir tür yerel yasama organına dönüşebilirler. Seçimle iş başına gelen danışma kurulları (yasama organı) içerisinden, ajans yönetim kurularında olduğu gibi bölgesel yürütme organı oluşturulabilir. Bu düzenlemelerle Osmanlı’da olduğu gibi, TRC2 ve TRC3 bölgesi üzerinden eyalet-sancak ilişkisi geliştirilerek merkezini Diyarbakır ilinin oluşturduğu, Diyarbakır vilayeti modelini esas alan bir pilot özerklik uygulaması önerimizi kamuoyunun dikkatine sunarız.”

İSMAİL AVCI, DİYARBAKIR (CİHAN)