Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » 8 Mart hangi kadınların günü
8 Mart hangi kadınların günü

8 Mart hangi kadınların günü

Hepimiz farkındayız ki, Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak kadınlara çiçek vermekten, “kadınlar kutsalımız” temalı konuşmalar yapmaktan, plaket dağıtmaktan pek öte bir anlam içermiyor.

Çünkü, kadın erkek eşitliğine inanmıyorsunuz, kadını eve, analığa, çocuk doğurmaya hapsediyorsunuz. Çünkü, kadını iş hayatından soyutlamak, çalıştırmamak için ne gerekiyorsa yapıyorsunuz. Çünkü, her gün kadınlar erkek şiddetinin her türlüsünü yaşarken, caydırma ve cezalandırma mekanizmalarını işletmiyorsunuz, sığınma evlerinin sayısını artırıp şartlarını iyileştirmiyorsunuz. Çünkü, yasalar kadını değil aileyi koruyor. Çünkü, siyasetin dili erkek egemenliğinin yarattığı kadına biçilen toplumsal rollerin dışında bir dil üretmiyor.

Öyleyse 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, hangi kadınların günü? Bu ortamda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, olsa olsa toplumsal, ekonomik ve politik hattımızda kadın erkek eşitliğinin farkındalık inşasına katkı sağlayabilir. Yoksa kutlamaya dair pek bir şey göremiyorum.

UNDP’nin (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) anne ölüm oranı, ergen doğurganlık oranı, kadının siyasi katılımı, kadın okuryazarlığı ve kadının işgücüne katılımı göstergelerini ölçen Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’ne göre, Türkiye 187 ülke arasında 69. sırada. Dünya Ekonomik Forumu’nun düzenli olarak yayınladığı Cinsiyet Eşitliği Uçurumu Endeksi’ne göre ise Türkiye, 136 ülke arasında 120. sırada. Bu sonuçlar, Türkiye’de yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini göstermesi açısından çarpıcı.

UNDP’nin 2014’te ilk kez yayınladığı Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi sıralaması da, Türkiye’nin içler acısı hâlinin fotoğrafı gibi. 148 ülke içinde Türkiye, bu sıralamada ancak 118. sırada. Bu sıra, İnsani Gelişme Endeksi’ndeki 69. sıradaki yeriyle Türkiye’yi “yüksek insani gelişme” gösteren ülkeler kategorisinden bir anda orta insani gelişme kategorisine indiriyor.

TÜİK’in Hane Halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de 15 ve yukarı yaştaki nüfusta istihdam oranı yüzde 45,9. Bu oran erkeklerde yüzde 65,2, kadınlarda ise yüzde 27,1. Erkeklerin istihdam oranı kadın istihdam oranının 2,5 katı. Çalışma yaşındaki 26 milyon kadından 7 milyonu, her dört kadından biri istihdam ediliyor. Türkiye bu oranla, kadın istihdamı ortalaması yüzde 57,5 olan OECD ülkeleri içinde sonuncu.

İşgücünde kadın erkek eşitsizliğine dair yeni bir şey yok, uçurum derin. Tüm bunlar bize kalkınmanın ve gelişmenin sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel eşitsizliklerin de giderildiği bir toplumsal değişim süreci olduğunu gösteriyor. 2023’te 10 büyük ekonomiden biri olma hedefine ulaşmak için kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 50’yi geçmeli. Bırakın ilk 10’a yaklaşmayı ilk 20’deki yeri bile sallantıdaki Türkiye için bu hedef ancak hayal.

Siyaset alanında da bir arpa boyu yol alınamıyor. 1935’te yüzde 4,5 olan kadın milletvekili oranı 80 yılda ancak yüzde 14,4’e yükselmiş.

KA.DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği), her yıl Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye’nin kadın erkek eşitliği karnesini yayımlıyor. Karar alma mekanizmalarında ister seçimle ister atamayla gelinen kadrolarda kadın oranında yaprak kıpırdamamış. KA.DER, açıklamasında, “TBMM’de, yerel yönetimlerde, bürokraside, odalarda kadınlar adeta yok sayılıyor, Anayasal bir suç işleniyor. Anayasa’nın 10. maddesi, ‘Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür’ diyor. Ancak yıllar geçiyor, durum değişmiyor” diyor.

535 milletvekilinin 77’si, 26 bakanın biri, 81 valinin ikisi, 25 müsteşarın biri, 30 büyükşehir belediye başkanının üçü, yüksek yargı organı başkanlarının biri, 174 rektörün 14’ü kadın… Türkiye’de kadın, karar alınan hiçbir yerde var olamıyor.

TBMM’de temsil edilen partilerden HDP’de yüzde 50, CHP’de yüzde 33 kadın kotası var, AKP ve MHP’de kadın kotası uygulanmıyor. Bu gidişle haziran genel seçimlerinden de kadın lehine bir tablo çıkması epey zor.

Bu şartlarda sizce 8 Mart hangi kadınları günü?

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Pelin Cengiz

Pelin Cengiz