Cuma , 22 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Başarı yoksa destek de yok!
Başarı yoksa destek de yok!

Başarı yoksa destek de yok!

Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi’nden elenmesi ülkemizde taraftarlığın başarılı sonuçlara endeksli bir yapı arz ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Taraftarlığın rasyonel bir açıklamasının yapılamayacağını ve tutulan takım ile kurmuş olduğunuz aidiyet bağının sürdürülmesinde renklere olan aşkınızın belirleyici olduğunu her zaman duyarsınız. Hiçbir takımın her zaman şampiyon olamayacağı ve her zaman kupa alamayacağı gerçeği beraberinde sizin takımınızın da başarısız olabileceği gerçeğinin üzerini örtemez. Taraftar realiteyi bilmesine ve olan bitenleri açık bir biçimde görmesine rağmen sözkonusu kendi takımı olduğunda başka bir ruh hâline bürünür. Başarıyı yücelten bir anlayışın destekçisi olarak hareket etmeye ve bu doğrultuda başarısızlığın mimarı olarak gördüğü tüm kesimleri eleştirmeye başlar. Bu eleştiriden ilk olarak hakemler ve rakip takımın taraftarları, teknik ekibi, futbolcuları ve tabii ki medya da kendi üzerine düşen payı fazlasıyla alır. Taraftarlar bu aşamadan sonra ise kendi takımlarına dönerek sahada mücadele eden futbolcuları hedef almaya ve onlar üzerinden kendilerini rahatlatma aşamasına geçerler.

Tribünlerde en çok duyulan tezahüratlardan birisinin “futbolcular sahtekâr…” ifadesiyle başlaması şaşırtıcı değildir, taraftar satın aldığı bilet karşılığında kendisini her şeyin sahibi olarak görür ve öyle davranır. Formaların kutsanması, formanın hakkının verilmesi taraftarlar için olmazsa olmazdır, bunu yapan yani takımları için “savaşan” futbolcuların yeri her zaman için farklıdır. Ülkemizde taraftarlık kültürünün ve bu kültürün yaratmış olduğu futbol ikliminin değişmesinin zamanı çoktan geldi.

Maç öncesinde bağırmayı maharet zanneden, buna karşın maç içerisinde adeta tiyatro/ sinema izler gibi tepki vermeyen bir kitlenin, takımına bir katkısı bulunmamaktadır. Takımını desteklemek için sürekli olarak kadın cinselliği üzerinden kendisini var etmeye çalışan ve böylece kendini küçülttüğünün farkına bile varamayan anlayışa artık dur demeliyiz.

Futbolun bir endüstri hâline gelmiş olduğu günümüzde her ne kadar ülkemizdeki futbol tam olarak bu yapıya haiz olmasa bile artık durum eski günlerdeki gibi değil. Ne futbolcular, ne de takımlar geçmişteki gibi bir duygusallık taşıyorlar. Kulüplerle özdeşleşen sembol futbolcuları bulabilme imkânımız neredeyse hiç kalmadı. Profesyonellik sonrası durumun her alanda olduğu gibi futbol alanında da değiştiğini ve bambaşka koşulların süreci belirlediğini görmeliyiz.

Futbolun tüm aktörlerinde olduğu gibi taraftarlarında da önemli bir dönüşüm yaşandı, ülkemizdeki taraftarlık kültürünün geçmiş günlerdeki gibi kalabilmesi mümkün değildir. Bunun en önemli yanı ise hiç kuşkusuz sahada görev alan futbolcuların yaptıkları hatalar üzerinden eleştirilmesi ya da küfürlerle karşı karşıya bırakılmalarına son verilmesidir. Saha içerisinde kötü oynayan ya da takımının elenmesine yol açan futbolcu/ kaleci için içinde bulunduğumuz dönemdeki en büyük ceza uğradığı maddi kayıplardır. Hiçbir futbolcu sahaya anasına avradına daha çok küfür edilmesi için çıkmaz. Taraftarlarımızın oyunun her zaman içinde olacakları yeni bir taraftarlık kültürünü hayata geçirmeleri ve bu süreç içerisinde özellikle de küfürlü tezahüratlardan uzaklaşmaları gerekmektedir. Rakibi baskı altına almak için mutlaka küfür, ya da karşılaşma ile alakası olmayan ezeli rakibinize yönelik tezahüratlarla takımınızı desteklemek zorunda değilsiniz! Gerçekten takımına destek olmak isteyen taraftarların hem tribünlerde hem de gündelik hayatlarında takımları ile sadece başarı odaklı olmayan bir aidiyet bilincini hayata geçirmeleri, futbolumuzu başka bir aşamaya taşıyacaktır.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Ahmet Talimciler

Ahmet Talimciler