Pazar , 31 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Dalyanlar meselesi
Dalyanlar meselesi

Dalyanlar meselesi

 

 

15 Nisan günü denizlerimizde trol ve gırgır ağları ile avcılık mevsimi kapandı. Sezonun yeniden açılacağı 1 Eylül’e kadar tezgâhlara sadece olta balığı gelecek (çiftlik balıklarını klasman dışı görmemi anlayışla karşılayacağınıza eminim). O olta balıkları da, aynı sezon boyunca uyulmasını beklediğimiz kurallara tabiler elbette. Lüfer, örneğin, oltayla da tutulsa, gırgır ağı ile de fark etmez. Boyu yasasına uymak zorunda (şimdilik 20 cm). Yani yanılıp da sayfa arkadaşım Reha Tartıcı gibi çinekop yemeyin! Yasadışı balık satın almayacağınız, yavru balık yemeyeceğiniz gibi; sorumluluk sahibi bir tüketici olarak balıkçınızdan da sorumluluğunun hakkını vermesini talep edin.

Bakanlık bu sezon kapanışı ve hâliyle av yasaklarının başlayışı sebebiyle yayınladığı açıklamada bazı rakamlar paylaştı:

  • 74 balıkçı gemisinin ruhsatı iptal edilmiş,
  • 29 balıkçı gemisine ve 1 700 ton su ürününe el konulmuş,
  • 5 261 kişiye 7.188.880 TL idari para cezası uygulanmış.

2014 sezon sonu rakamlarını gene bu köşeden paylaşmıştım, hatırlarsanız:

  • 14 balıkçı kayığının ruhsatı iptal edilmiş,
  • 36 balıkçı kayığına ve 1,703 ton su ürününe el konulmuş,
  • 7,317 kişiye 7.902.605 TL idari para cezası uygulanmıştı.

Tuhaf, değil mi? İki yıldır aynı miktarda su ürününe el konulmuş ve neredeyse aynı miktarda idari para cezası kesilmiş! Ama ruhsatına el konulan sayısında fevkalade bir artış var.

Peki ya dalyanlar!

Acaba bu paylaşılan rakamların herhangi bir noktasında mevcutlar mı?

İnsan merak ediyor hâliyle.

Dalyanlar nisanda yani göç mevsiminde kurulur. Labirentvari ağ düzenekleri ile göç balıkları avlarlar. Yani havyarlı balıkları! Vaktiyle orkinostan kılıça tüm balıkları avlayabilirlerdi zira insan az, yaşam çoktu bu coğrafyada. Kalmayan İstanbul’da artık avladıklarıysa palamuttur. Ya da şöyle söyleyeyim, isminin hakkını veren her balıkçı size dalyanların palamut avcılığı için kurulduğunu söyleyecek ve ihale yoluyla kiralanan bu dalyanlarda onlarca insan çalıştırılmasına vurguyla “bu paralar istavrit ve çaça balığı ile ödenmez” diye ekleyecektir.

Dalyan sahipleri kati suretle itiraz etse de, makul şüphecilik bazı soruları sormayı mecbur kılıyor. Yukarıdaki rakamlar henüz yayınlanmamıştı, 20 Mart günü BİMER’e yazdım. Buradan ilginize de paylaştım, malum. Soruları hatırlatmam gerekirse:

  • dalyanlar nasıl denetleniyor?
  • İstanbul dalyanları hangi limanlardan balık çıkartmakta?
  • İstanbul dalyanları 2014 yılında hangi balıktan ne kadar tuttu ve ne kadar vergi ödedi?

Yukarıdaki rakamları sezon sonu özeti olarak çıkartabilen bir devletin, İstanbul’daki hepi topu 4 dalyana dair basit bilgileri BİMER’in standart 15 gününde derlemiş ve ulaştırabilmiş olması gerekirdi. Bugün 37. gün! Sorularım henüz şu birimlerinde, masa masa gezmekte:

Defne Koryürek yazısı için (1)

 

 

Diyeceğim, 8.333 km2 kıyı şeridinde yaklaşık 1200-1300 deniz canlısı var olan bu coğrafyanın hakkını verelim, tutalım kuyruğundan bir balığın ve peşinde olalım bekasının. Soralım. Savunalım. Kollayalım. Bu balığın kuyruğu, bir tohumun yağı, bir bitkinin usaresi, bir otun rengi de olabilir. Olsun.

Coğrafyaya aşkınız, sadakatinizle taçlansın.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Defne Koryürek

Defne Koryürek