Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Derbilere olan ilgi azalıyor!
Derbilere olan ilgi azalıyor!

Derbilere olan ilgi azalıyor!

Fenerbahçe ile Galatasaray takımları arasında oynanacak olan karşılaşmalar spor tarihimizin en önemli rekabetini oluştururlar ve gündemi meşgul ederler.

1990’lı yıllarla birlikte özel televizyonların yayın hayatına başlaması ve futbol medyasının etkilerini daha fazla hissetmemizin ardından, bu rekabetin medya üzerinden yeniden inşa edildiği bir dönem yaşadık. Bu yeni dönemde sık sık “ebedi dost ezeli rakip” sözlerini işitmemize rağmen uygulamada rakiplerin birbirilerini ortadan kaldırma düşüncesinin hâkim kılındığı bir sürecin içerisine sokulduk. Geçmişte rekabetin yarattığı dostluk atmosferinin yerini düşmanlıkların aldığı ve futbolun güzelliklerinin yerini ise “istemediğimiz görüntülere” bıraktığı günlere geldik. Futbolun bir iş olarak görüldüğü ve yaşandığı yepyeni bir dönemin içerisine girer girmez, tıpkı hayatımızın diğer alanlarında olduğu gibi bu alanda da yönümüzü, değerlerimizi kaybettik. Uzunca bir süre futbol medyamız, ülkemizin en önemli rekabeti olan bu karşılaşmaları “dünya derbisi” şeklinde pazarlamaya özen gösterdi. Karşılaşmaların oynanacağı tarihlerden çok önce tartışmaların gazete sayfalarını, televizyon ekranlarını kapladığı günleri hep birlikte yaşadık. Gazeteler “Bugün hayat duracak”, “Kalbi olan izlemesin”, “Derbim var dünyadan büyük” başlıkları ile taraftarları her daim hazır tutmaya çalıştılar. Dünyaya açılan Türkiye imajı içerisinde futbol ve futbolun en önemli derbisi, sürekli olarak şişirilmek suretiyle rekabetin içi boşaltıldı.

Futbolun ekonomik ve medyatik anlamda ön plana çıkan bir spor dalı hâline gelmesiyle birlikte “kazanmaya, mutlak surette rakibini alt etmeye dönük” uygulamaların da önü ardına kadar açıldı. Değişen futbol anlayışı ve yönetim tarzı ile birlikte takımların birbirinin “ebedi dostu değil ezeli düşmanı” olduğu yeni bir döneme geçtik. Artık bu karşılaşmalar sonrası 106 yıllık rekabetin taraflarının birbirlerine takılmaları, şakalar yapmaları, kızdırmaları mümkün olmaktan çıkmıştır. “Nasıl yendik ama…” gibi şaka yollu takılmalar bile öfke patlamalarına, kavgalara yol açmaktadır. Elbirliği ile bu ülke tarihinin en eski ve en özel rekabetlerinden birinin içini boşalttık. Eğlenme, haz alma ve neşelenmenin yerini kendisi gibi olmayan insanlara/ rakiplerine karşı öfke duyma, şiddete başvurma gibi eylemlere bıraktık. Bütün bu yaşananlar sonrasında rakiplerin birbirlerinin karşılaşmalarını izleyemediği ama rakip olmasa da küfürlerin, kavgaların ortadan kalkmadığı bir rekabeti hangi alan olursa olsun her defasında yeniden yaşamaya başladık.

Hafta arasında bu rekabet Avrupa liginde kadın basketbolcular arasında gerçekleşti ve Aziz Yıldırım eline mikrofon alıp küfürlerin önüne geçmeye çalıştı, rakip taraftarlar olmadığı hâlde salonda olaylar çıktı. Her defasında şiddetin, rekabetin önüne geçtiği, güzelliklerin yerini saha içi ve dışındaki çirkinliklere bıraktığı derbileri konuşmaktan artık gına geldi.

Böyle düşünen insan sayısının her geçen gün biraz daha fazla arttığını ve derbilerin yarattığı gündem belirleyici ortamın her seferinde biraz daha azaldığını önce sözkonusu iki kulübün yönetimlerinin ardından da ülke sporunu yönetenlerin görmeleri gerekiyor. Çünkü bu rekabetin yarattığı dinamikler üzerinden yürüyen ülke sporu ve futbolu açısından Fenerbahçe ile Galatasaray takımları arasında oynanacak olan karşılaşmalar kilit bir öneme sahiptir. Rekabetin anormalleşmesi ülke sporunun ve futbolunun da normal dışı bir hâle dönüşmesine yol açacaktır. 106 yıllık rekabetin tarihinde yaşananlar, tüm bu olumsuz gelişmelerin önüne geçebilmemiz için bize ışık tutmaya devam etmektedir.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Ahmet Talimciler

Ahmet Talimciler