Çarşamba , 21 Ocak 2015
Anasayfa » Yazarlar » Dokuzun dördü…
Dokuzun dördü…

Dokuzun dördü…

Science dergisi insanın, bu gezegenin bekası için gerek şartların 9’da 4’ünü çoktan yıprattığını anlatan bir makale yayınladı, bu geçtiğimiz hafta. Gezegenimizin üzerinde bizimle birlikte yaşayan türlerin yokoluş hızları, atmosferimizde artan karbondioksit oranı, toprağımızda artan azot ve fosfor oranı ile paralel olarak şiddetle artan ormansızlaşma dünyanın ve hâliyle de bizim geleceğimizi bir hayli imkânsız bir yöne doludizgin taşıyor.

Biliyorum, bir dolu meselemiz var ve hukuk başta olmak üzere çöken bir sistemin göbeğindeyiz ama.. bu hafta yine, benimle birlikte denizlerimize bakın. Lütfen.

Balıkçılar arasında Baba Yalçın lakabı ile bilinen İstanbullu kıyı balıkçısı Yalçın Günay Çelik, İstanbul’un denizleri ve balıkçılığının kurtuluşuna dair en çok yazan, en ateşli konuşan insanlardandır. Meselenin çözümünü üç aşamada gördüğünü hemen her fırsatta tekrarlar:

  1. Para gerektirmeyen işler – “Mavi Devrim
  2. Az para gerektiren işler – “Filoda Geri Çekme
  3. Çok para gerektiren işler – “Deniz Kirliliğinin Önüne Geçme

Balıkçılığın kurtuluşu için bir Mavi Anayasa öneren Baba Yalçın, bu gayretin parametrelerini tarif ederken:

–Boğazlar, Marmara ve Karadeniz’in “özellikli su yolu, duyarlı deniz alanları” olduğunun unutulmaması gerektiğini,

–denizlerimizin zooplankton oranlarına göre önceliklenerek gözetilmesi gerektiğini,

–Boğazlar’ın birer biyolojik koridor, Karadeniz ve Marmara’nınsa birer doğumevi olduğu gerçeği ile, avlanmanın limitli tutulması gerektiğini vurgular ve istihsal oranları ile denizlerimizdeki filo dağılımının bu parametreler dâhilinde gözden geçirilmesi gerektiğini savunur.

Bu veriler dâhilinde,

–Boğazlar’ın gırgır ile avcılığa kapanması gerektiğini,

–Marmara’da trolün yasaklanması gerektiğini,

–Marmara’da yapılan tüm avcılığın yüzde 75 oranında azaltılması gerektiğini,

–ışıkla avcılığın derhal ve hatta “sonsuza kadar” yasaklanması gereğini her fırsatta tekrarlar.

Avcılığı özellikle yaz aylarında, yani balığın üreme döneminde yapılan; Marmara Denizi’nin tamamında, Adalar, Fenerbahçe ve Tuzla dâhil, İstanbul Boğazı Karadeniz çıkışı 3 mil açıkları, Çanakkale Boğazı Ege Denizi çıkışı 3 mil açıkları dâhil, dalyanların derhal kapatılması gerektiğini söyler.

Yassıada’daki balık çiftliğinin kapatılması ve bölgede hiçbir çiftliğe izin verilmemesi gerektiğini savunur.

Ayrıca denizlerimizi denetlemekle yükümlü Sahil Güvenlik Komutanlığı’na verilecek yetkilerde komutanlığın taleplerinin dikkate alınması gerektiğini savunur. Nihayetinde eşkıyayı yakalamak hususunda sorumluluğu olan bu kurumun, eşkıyanın usullerine ve zaaflarına dair herkesten daha çok tecrübe sahibi olduğu idraki ile, şöyle yazar: “Gene de bu işin kökü kazınmazsa bir numaralı sorumlu, Sahil Güvenlik olur.

Filoda küçülmeyi öneren Baba Yalçın, birden fazla kayığı bulunan ailelerden ve en büyük av aracından başlanmak üzere adil bir geri çekilme önerir.

Bunları yazan Baba Yalçın ekmeğini yıllardır denizden kazanmış bir kıyı balıkçısı olup, merasındaki değişimi özenle günlüklerine kaydeder ve kimseden bilgi ve tecrübesini esirgemez.

Deniz, yokoluşun eşiğinde, alınması gereken önlemler de belli! Yasanın eksik, işleyişin problemli olduğu yerde stk’lar girer devreye ve bu nedenle hepimize ama en çok da balıkçı stk’larına düşen görev hiç olmadığı kadar çok bu dönemde” diyerek bitirmiştim, geçen hafta yazımı. Bu haftayı “Balıkçılığın kaderi balıkçıların iyi niyetine bağlıdır” diyen Baba Yalçın’ın önerilerine ayırdım.

Doğasına âşık, çiçeğe böceğe sevdalı, yarının sorumluluğunu taşıyan kanaat önderleri ve yöneticilere ihtiyaç duyduğumuz, ancak onların el ele verecekleri münazara ve müzakereler nihayetinde daha iyi, daha adil ve çok daha yaşanılası bir gelecek inşa edeceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Başka bir yol, yok!

Haftaya devam edeceğim.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Defne Koryürek

Defne Koryürek