Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » Hız
Hız

Hız

Fütürist Manifesto modern hayatın içinde merkezî bir yer tutan hızın güzelliğini övüyordu. Makineler sağlamıştı bu güzelliği. Üretimin, toplumsal enerjinin kullanılmasını hızlandırmışlardı.

Hız modern toplumun başat özelliği. Kapitalist ekonomi hız anlayışı, hız mantığı üzerine kurulu. Hızlı büyümek, hızlı ilerlemek, hızlı üretmek, hızlı tüketmek, hızlı iletişim… Militarizmle de yakın ilişki içinde hız. Sürekli seferberlik hâlinde olan bir toplum için hız büyük önem taşıyor. Soğuk Savaş yıllarının silahlanma yarışı bütünüyle hız mantığı üzerinde sürdürülmüştü.

Hız zaman ve mekân duygusunu tahrip ediyor, kentsel mekânı dönüştürüyor. Durumcular bu dönüşüme sürüklenme (dérive) ile direndiler, bu sayede kent mekânından özgürce yararlandılar.

Paul Virilio hızın modern toplumlar açısından belirleyici olduğunu, bu toplumların bütün etkinliklerini, süreçlerini etkilediğini belirtir. Ancak, hız siyasi eylemin mekânını, özgürlüğün alanını da sınırlar. Virilio’nun ifadesiyle “Hız arttıkça özgürlük azalır”.

Franco Berardi’nin de hatırlattığı üzere, Fütürist Manifesto’nun yayımlandığı yılda, 1909’da Henry Ford Detroit’daki otomobil fabrikasında montaj hattını çalıştırmaya başlamıştı(1). Montaj hattı sayesinde üretim hızlanmış, kitlesel otomobil üretimi mümkün olmuştu.

Berardi, Fütüristlerin düşünü kurdukları geleceğin, montaj hattına dayalı fabrika düzeniyle birlikte başladığı belirtiyor. Bunun gerçek başlangıç noktası olmadığı kanısındayım. Dehşet verici sonuçlara varacak olan bu geleceğin asıl başlangıç noktasını tespit edebilmek için Detroit’dan Chicago’ya gitmeli, oradaki mezbahalara bakmalıyız.

Charles Patterson, Henry Ford’un işçilerin montaj kuşağına dizilmesi ve her birinin otomobilin bir parçasını takması esasına dayalı üretim yöntemini Chicago mezbahalarının işleyişini esas alarak geliştirmiş olduğunu ileri sürüyor. Nazilerin de Fordist yöntemi benimsediklerini, Treblinka ve diğer ölüm kamplarındaki toplu imha işlemlerinde model aldıklarını ekliyor(2).

Mezbaha, fabrika ve Nazilerin ölüm kampları arasında ortak olan sıkı bir hiyerarşik örgütlenme içinde emirlerin bildirilmesi, bu örgütlenme ve emir alma- uygulama ilişkileri içinde kimsenin manevi sorumluluk duymaması, ölümler de dâhil sonuçlardan dolayı hiç kimsenin vicdan azabı çekmemesidir. Manevi sorumluluğa, ahlaksal kaygıya yer vermeyen bir işbölümünüdür bu.

Mezbahalardaki, fabrikalardaki düzen, oradaki hız Holokost’un gerekli koşulu olmuştur. Kitle hâlinde hızla katletmeyi düşünülebilir kılmıştır. Ölüm kamplarında görev alanların mezbaha çalışanlarından, montaj kayışındaki işçilerden farkları kendilerine verilen işi “misyon duygusu”yla yapmış olmalarıdır. Bu da vicdan azabını ortadan kaldıran bir başka etken olmuştur.

Fütüristler hızın yanısıra makineyi de yüceltiyorlardı. Onlar açısından hız ve makineyi ayrı düşünmek mümkün değildi. Ancak Fütürist Manifesto’dan sonraki yüzyıl içinde makine kavramı ve gerçekliği değişti. Fütüristler makineyi “dışsal bir nesne” olarak tanımlıyorlardı. Fordist üretim biçimiyle de örtüşüyordu bu tanım(3). Kapitalizm ilerleyen aşamalarında insanın iç dünyasını da ele geçirerek organik olanı mekanikleştirdi, insanı otomatlaştırdı. Otomatlar dünyası yarattı. Fordist dönemde sistemin çeşitli noktalarına tek tek yerleştirilen, makinelerin karşısına dizilen işçiler giderek canlı makinelere, “biyo-makine”lere dönüştüler.

(1) Franco Berardi, Gelecekten Sonra, çev. O. Şişman, S. Özer, İstanbul: Otonom Yayıncılık, 2014, s.30

(2) Charles Patterson, Eternal Treblinka: Our Treatment of Animals and the Holocoust, New York, Lantern Books, 2002

(3) Berardi, a.g.e., s.32-33

*

Bir süreliğine yurtdışında olacağım. Bu nedenle kısa bir ara vermek zorundayım. Martın ikinci haftasından itibaren Taraf’a döneceğim.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Halil Turhanlı

Halil Turhanlı