Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » İktidarın gerçek sınavı
İktidarın gerçek sınavı

İktidarın gerçek sınavı

 

Cennetin tapusunu sattılar.

Özgür düşünceyi yasak ilan ettiler.

Kadını şeytanlaştırdılar.

Kendi çıkarlarına göre dinî fetvalar verdiler.

İnanan insanlara inançları ile zulmettiler.

Ayetleri yamultarak servetlerine servet kattılar.

Dev ibadethaneler inşa ederken halkı yoksulluğa mahkûm ettiler.

Kutsal liderler”ini Tanrı’nın büyük davasının kahramanı olarak pazarladılar.

Kendileri gibi inanmayan herkesin canına okudular.

Halk buna isyan etti. Ve onları devirdiler. Hıristiyanlığı değil Hıristiyanlık adına bu şarlatanlıkları yapan Engizisyon dönemini bitirdiler.

Onları tarihten silenler yine inançlı insanlar oldu üstelik.

Zaferlerini “din, zalimin elinden kurtarıldı” diye müjdelediler.

İsa peygamberi ve Kutsal Kitabı insanoğlunun inşa ettiği dünyevi hapishanelerden özgür kıldılar.

Şimdilerde aradan geçen yüzyıllara rağmen benzer şeyleri tartışıyoruz.

Bu memlekette dindar insanlara zulmeden bir sistem vardı elbet.

İstiklal mahkemelerinde masumların asanlar, ezanı Türkçe okunmaya mecbur kılanlar, camileri ahıra çevirenler, başörtülü kadınları okul kapılarından, meslek odalarından kovalayanlar, inançlı insanların siyasi partilerini kapatanlar, bin bir entrika ile onları siyaset sahnesinden silmeye çalışanlar…

İşte onlar yenildiler artık.

Tüm egemenler gibi yaptıkları haksızlıkların kurbanı oldular. Bedelini ödediler.

Şimdi egemen olan kim?

Ve onun zulmüne dur diyecek olan kim?

Bu maçın ikinci bir raundu olmayacak.

Dini ağzından düşürmeyen günümüz egemenlerini sekülerler, Kemalistler durduramayacak.

Her cuma bir ayet sallayarak adını hırsızlık dosyalarına yazanları;

Dev saraylar yaptırırken yılda 2000 işçinin katledilmesine seyirci kalanları;

301 işçi toprak altında iken oralara gidip sağ kalan işçileri yumruklayanları;

Çocukların öldürülmesinin emrini verenleri, onların analarını meydanlarda yuhalatanları;

Uçakla halkına bomba yağdıranlara teşekkürü borç bilenleri, sorumlularını gizleyenleri;

Yolsuzluk hırsızlık değildir” diye fetva veren âlimleri;

Hırsızlığın, yolsuzluğun, uğursuzluğun ortaya çıkmasına mani olmak için siyasi rüşvet dağıtanları;

Zenginin önüne yatanları;

Kendisi gibi düşünmeyen tüm mezhepleri, etnisiteleri, fikirleri din düşmanı ilan edenleri;

Peygamberin tamah ettiği iki hurma ile övünürken şatafat içinde yaşayanları;

Dereleri, ormanları, denizleri, ağaçları rant alanlarına çevirenleri;

Kemalistler, ateistler, Ermeniler değil…

Darbeciler, savcılar, polisler değil…

Müslümanlar durduracak.

Müslümanların çektikleri eziyetler” ile dertlenen bu toplumun muhafazakârları artık bir şey daha öğrendi üstelik.

Acı yarıştırmak hoş değildir elbet. Fakat kendi acılarının sorumlusu olarak addettikleri kesimlerin aslında kendilerinden daha zor bir geçmişleri olduğu fısıldandı kulaklarına.

1915’i duydular mesela.

Dersim’i, Sivas’ı, Maraş’ı biliyorlar artık.

90’larda katledilen Kürtlerin hikâyelerine şahit yazıldılar işte.

Emekçilerin fıtratlarının ne olduğuna dair bir kanaatleri gelişti.

1000 değil 1150 odalı sarayları ile gurur duyanlar her gün yeni “vatan hainleri” icat etmeye devam etsinler.

Çok uzun sürmeyen bir gelecekte karşıtlarının değil tabanlarının öfkesine muhatap kalacaklar.

İşte o günlerde nasıl bir ülke inşa edeceğimizi şimdiden konuşmaya başlamak gerekir.

Bu iktidarın ellerinde son nefesini veren “adalet” kavramını yeniden nasıl tesis edeceğimizi düşünmeye başlamakta fayda var.

Bu iktidar çok yakında İslam’la sınanmaya başlayacak. Ve bunu yapabilecek tek kesim İslami kesim olacak.

Onurlu, eşit ve insani bir yaşam için yıllardır mücadele eden kesimlerle tanışan Müslümanlar bu gidişata dur diyecek.

Göreceğiz…

[email protected]

Twitter:@haykobagdat

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Hayko Bağdat

Hayko Bağdat