Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » İyi ki paralel var
İyi ki paralel var

İyi ki paralel var

Çoğunuz Murathan Mungan’ın o ünlü sözünü biliyor olmalısınız; “Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız”. Son günlerde bu sözün günümüze uyarlanması gerektiğini düşünüyorum.

Kuşkusuz Mungan gibi bir ustanın lafını değiştirecek değilim. Bu haddim değil, bunu biliyorum. Zira beceremem de. Ama naçizane söyle bir şeyler desek nasıl olur diye de düşünmüyor değilim. “Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama sihirli kelimeyi biliyorsanız suçlu olamazsınız” ya da “Türkiye’de her şey olabilirsiniz ama doğru yere oynarsanız hiç haksız olmazsınız.

Farkındayım, kelimelerle akıllıca oynayamadım. Dedim ya, zaten beceremem de. Olmadı işte.

Bir de derdimi uzun uzun, örneklerle anlatmayı deneyeyim.

Hem yaşadığım görece kısa zaman dilimine hem okuduklarıma dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’de hiçbir zaman suça bulaşmak, hata yapmak, ayıp etmek, terbiye ve ahlak sınırlarını zorlamak, haddini aşmak, vicdanı hiçe saymak, akıllarla dalga geçmek ve hayâ etmemek bu denli kolay olmamıştı. Daha doğrusu bütün bunları yapıp hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmek, hiç bu kadar kolay olmamıştı.

Elbette bütün bunlar doğru hamleyi yapmak ve o büyülü kelimeyi söylemekle alakalı.

Örneğin, Türkiye’de iç çamaşırı değiştirir gibi din ve düşünce değiştiren boyalı bir süs bebeği olsanız da, sağda solda dinle alakalı ahkâmlar kesebilir, felsefenin derin sularında kelebek yüzüyormuş görüntüsüyle Türkiye’nin geçmişi hakkında gerçek olmayan yorumlar yapabilirsiniz. Hattâ siyasete bile atılabilirsiniz. Kimse de size hadsiz diyemez.

Ya da, kendinize yeni Türkiye’nin, bilge şahsiyeti süsü verip, karşımızda salyaları damlayan faşizmi süslü laflarla uysal bir kedi olarak bize satmaya çalışabilirsiniz. Önümüzde koskoca Alman tarihi ve felsefesi dururken yaşananları sıradan ve güzel olarak da anlatabilirsiniz. Kimse de size cahil diyemez.

Misal, her dönemin makamını iyi çığırtan bir türkücü de olabilirsiniz. Bir gün, yorum yapmamanız gereken, haddiniz olmayan konularda sınırınızı fersah fersah aşıp iğrenç laflar da edebilirsiniz. Kimse de size ahlaksız diyemez.

Veyahut arsızlık sınırlarını aşabilirsiniz, milleti haraca bağlayıp deste deste çöktüğünüz paraları saymak aritmatik bilginizi de aşabilir. Sayma işlemi için para sayma makineleri, muhafaza için ayakkabı kutuları da kullanabilirsiniz. Olur da bu yaptıklarınız için yakalanırsanız, kısa bir süre sonra paranızı faiziyle de geri alabilirsiniz. Kimse de size hırsız diyemez.

Oldu ya, sabıkalı bir dolandırıcı da olabilirsiniz. Son numaranız olarak mümin kılığında insanlara helal kazanç sağlayan işlerde aracılık da yapabilirsiniz. E tabii huylunun huyundan vazgeçmediği gibi sizde paraları cebe indirip kanal kanal gezerek kendinizi aklamaya çalışabilirsiniz. Kimse de size sahtekâr diyemez.

Ya da hiç olmayacak olur, bir gün ülkeyi demir yumrukla yönetirken bir grup genç size “artık yeter” der ve kendilerini sokağa atarlar. Siz de kendi kontrolünüzdeki kolluk kuvvetlerini onların üstüne salarsınız. Hattâ yapılan her vahşetin emrini de bizzat siz verirsiniz. Gencecik canlar, ışıklar sizin bir lafınızla söner. Kimse de sizi katil diyemez.

İşte bütün bunları bu ülkede yapabilirsiniz. Sadece yapmak ile yetinmeyip her sabah normal bir şekilde uyanabilir, lokmalarınız boğazınıza dizilmeden afiyetler içerisinde ziyafetler çekebilir, başarıdan başarıya koşabilir, bilge şahsiyet, önemli politikacı ve örnek insan da olabilirsiniz.

Ancak bütün bunlar için ön şartı yerine getirmeniz gerek. O da çok basit.

Ben değil, yapılan her şeyi “paralel” yaptı diyeceksiniz, suçlu değilim diye bağıracaksınız. Hepsi bu!

İyi ki “paralel” var değil mi?

[email protected]

twiter: @ahmeterdiozturk

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Ahmet Erdi Öztürk

Ahmet Erdi Öztürk