Çarşamba , 20 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Kurt Adam
Kurt Adam

Kurt Adam

 

 

Algı manipülasyonu”, “algı mühendisliği” bugünlerde, “gözde” kavramlar. Özellikle de, egemen siyasi güç, ülkedeki güç piramidinin tepesindekiler bu kavramları çok sık kullanıyorlar.

Şaşırmamak lazım; bu kavramlara kafayı “takanın”, fikri ve meşguliyeti ne ise, zikri, dünyayı ve çevresini algılayış biçimi, diline dolanan da o.

Algı mühendisliğinin, en büyük ustalarından biri Nazilerdi.

Bir yandan, “modern ve yeni” olanı, öte yandan da, geleneksel olanı temsil ettikleri algısını zihinlere çakmak için propagandaya büyük önem verdiler. Özellikle de, kendilerini “halkın iktidar olarak vücut bulmuş hâli” olarak göstermek için, tarihsel ve folklorik sembolleri yoğun biçimde kullandılar. Ve halkın, “otoriteye başkaldırdığı”, düzeni tersine çevirdiği geleneksel kutlama etkinliği olan karnavalı da, Nazi sembolleri ve söylemleriyle yeniden kurgulayarak rehin aldılar.

Tarihçi Carl Deitmar’ın Alaaf und Heil Hitler: Karneval im Dritten Reich (Alaaf ve Heil Hitler: Reich İktidarında Karnaval) kitabı, “halkın geleneğinin Nazileştirilmesini” büyüteç altına alıyor.

Düzenle dalgasını geçen, düzene meydan okuyan Karnaval’ın Nazi ideolojisinin propaganda aracına dönüştürülmesi, Deitmar’ın ifade ettiğine göre, “bir anda” oluvermemiş; yıllara yayılan ve Nazilik “değerlerini” sinsice topluma zerk eden bir süreç içinde gerçekleşmiş. Karnaval’ın içindeki espri, şaka ve eğlencenin yerini, yönetenlerin ve lider gücünün kutsanması, Yahudiler gibi “düşmanların” karalanması, Almanya’nın Naziler sayesinde ne denli “mükemmel bir yere dönüştüğü”, geçmişin ne kadar kötü olduğu ve Führer’in ülkeyi nasıl “kurtardığı” mesajları almış.

Geleneğin propaganda aracına dönüştürülmesi, bir dikta yönetiminin, “toplumsal rızayı” avucunun içine alma sürecindeki “tekniklerden” sadece biriydi.

Almanya’nın Nazilerin “büyüsüyle”, kendini savurduğu uçurumda, halkın “milis gücü” olarak kullanılması da öngörülüyordu.

Hermann Löns’ün 1910’da yazdığı, Der Wehrwolf (Kurt Adam) romanı da, Nazilerce propaganda malzemesi olarak kullanılmıştı. 17. yüzyıldaki Otuz Yıl Savaşı döneminde yaşayan Harm Wulf adlı bir köylünün hikâyesiydi bu; ailesinin savaşta öldürülmesi üzerine, konu komşusunu milis olarak örgütleyen ve “Kurt Adamlar” adıyla vahşice intikam peşinde koşan, öldürmekten zevk almaya başlayan “halkı” anlatıyordu.

Nazilerin, özellikle savaşın sonuna doğru, sıradan vatandaşı “ölümüne savaşa” kışkırttığını biliyoruz. Propagandadan sorumlu Joseph Goebbels’in 1945’teki meşhur, “Kurt Adam Konuşması” ve yayına başlayan “Kurt Adam Radyosu”, “tüm Almanları, düşmanı yok etme görevine” çağırıyordu. Radyonun açılış şarkısı şöyleydi; “Benim Kurt Adam dişlerim, düşmanı ısırınca/ Biter gider” ve ardından uluma sesleri…

Kurt Adamlar, bize de oldukça aşina.

 

“KARAKTER SUİKASTI”

Bir gün bir ülkede, o ülkenin yönetim kadrosuna sıkı sıkıya bağlı gazeteler, manşetlerinde, aynı sözcüklerle, aynı suikast iddialarına yer vermişler. O ülkenin en güçlü adamının çocuğunun öldürülmesi için bir cinayet planlandığını öne sürmüşler. Ancak iddialar, o kadar saçma sapanmış ki, o ülkedeki birçok insan sadece gülmüş.

Gerçekten gülünecek bir şey var mı ortada?

O manşetlerde, benzer iddialar eğer “ustaca servis edilse” ne olacaktı?

İnanmayacak mıydı birçok kişi? Hele de, karalanmaya çalışılan kişiye “gıcık” olunuyorsa?

Bir ülkede, “karakter suikastı”, medya tarafından bu kadar fütursuzca yapılıyorsa, sadece korkmak lazım. Hiç olmazsa bencilce korkmak lazım, çünkü hayalî suçlamalarla, bu karakter suikastına herkes kurban gidebilir.

Hülya Gülbahar, kadın hareketine çok emek vermiş biri; dikkat çektiği şu nokta çok önemli: “Bugünlerde kadın cinayetleri gündemde ve şimdi de, bir ‘mağduriyet kıskançlığı’ ile manşetleri, ‘benim kızıma suikast, şiddet tehdidi’ ile geri alma çabası sözkonusu adeta. Gerçek mağdurların ilgi görmesine dayanamama, ‘Hayır, ben tek ve en mağdurum’ kavgasına girişme…

Dibe vuracağız diyoruz ama o dip nokta hep daha da derine iniyor.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Sezin Öney

Sezin Öney