Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » ‘Mabadı var’
‘Mabadı var’

‘Mabadı var’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, önceki gün ‘Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir grup sanatçıyı kabul ettiğini yazıyor gazeteler. Erdoğan’ın en beğendiği şarkıcılardan biri olan Muazzez Ersoy, önümüzdeki seçimde AKP’den milletvekili olması beklenen Hülya Koçyiğit, popüler müzik dünyamızın ‘star’ları Demet Akalın, Zerrin Özer, Burak Kut, Hakan Peker, Eda ve Metin Özülkü, izdivaç programlarıyla tanınan Esra Erol, ‘Külliye’de ağırlanan isimler arasındaymış.

Bu ‘karşılıklı aşk’ın örneklerine tarih sayfalarında sıkça rastlanır. III. Reich’ın, Vichy hükümetinin, Mussolini’nin, Marcos’un, Şah’ın şatafatlı davetlerine katılan dönemin gözde sanatçılarının hiçbiri unutulmadı. Tabii, eserleri değildi bunun nedeni; gafletleri miydi yoksa sınırsız hırsları mı, bilemiyoruz…

Kuşkusuz, aralarında ‘iyi niyetli’ olanlar da vardı. “Ben işimi yapıyorum; gerisine karışmam” diyenler… Sonradan, “Yanılmışım, ne yapayım” diyecekler…

Ama, unutulmayacaklar… Dikkatinizi çekerim, “Unutmayın” diyemiyorum! Nasıl derim… meslektaşım Sedef Kabaş’ın attığı bir twit yüzünden başına gelenlerden sonra… Ne demiş Kabaş, “17-25 Aralık yolsuzluk dosyalarını kapatan savcıyı unutmayın”…

Yolsuzluk soruşturmasına verilen takipsizliğe tepki amacıyla tweet attığı için beş yıl hapsi istenen Sedef Kabaş hakkında ikinci bir iddianame hazırlandığı haberiyle uyandık dün. Bu kez, başka bir savcı, ‘polisi kapıda beklettiği için!’ Kabaş’a ‘görevli memura direnme’ suçlaması yöneltmiş ve beş yıl dört ay hapisle yargılanmasını istemiş.

Sedef Kabaş gibi daha pek çok kişinin attığı twitler yüzünden başı derde girdi, girmekte. Çoğu gazeteci olan, yani mesleği haber paylaşmak olan, 220 kişiye ait twitlere ve çeşitli sitelere erişim yasağı getirildi biliyorsunuz.

Dünkü gazetelerde yer alan bir başka haber, Cumhurbaşkanımızın yazarlara duyduğu ilginin boyutlarını gösteriyor. Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar’ın bir köşe yazısında Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında, Dündar’ın zorla getirilmesi kararı çıkmış.

Erdoğan’ın avukatı, Dündar’ın Cumhuriyet gazetesindeki “Fezlekeleri okumak hakkımız” başlıklı köşe yazısından şikâyetçi olmuş. Savcının hazırladığı iddianamede, Dündar hakkında “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve oğlu Bilal Erdoğan’a karşı da “hakaret” suçlaması yöneltilmiş ve Dündar için toplam 4,5 yıl hapis cezası istenmiş.

Yalnızca 2014 yılı içinde ‘Kültür ve Sanata Uygulanan Baskı ve Sansürler’in toplu bir dökümünü içeren bir rapor, geçtiğimiz günlerde CHP Kültür ve Sanat Platformu’nca yayınlandı. Ercan Karakaş’ın önsözüyle yayınlanan raporda, medyadan, tiyatroya, edebiyattan plastik sanatlara yüzlerce örnek yer alıyor.

Şimdi, merak ediyorum, yazımızın başında adı geçen ‘sanatçı’ kardeşlerimizin bu olaylardan haberleri mi yok, yoksa umurlarında mı değil? Aslında hiçbirine ‘sanatçı’ diyemeyiz, çünkü hepsi de ‘yorumcu’ diyecektim, ama… olup bitenleri yorumlamak konusunda da pek başarılı olmadıkları görülüyor… Tarihe geçmek konusunda ise, epey mesafe aldıkları kesin!

Yazımızın başlığını neden böyle koyduk… Cevabı haftaya…

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Vecdi Sayar

Vecdi Sayar