Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Milletvekili olmanın dayanılmaz hafifliği
Milletvekili olmanın dayanılmaz hafifliği

Milletvekili olmanın dayanılmaz hafifliği

Haziran seçimleri yaklaştıkça seçimler için aday adaylıklarını açıklayan kişilerin sayısı artıyor. Aynı zamanda önümüzdeki dönemde o veya bu sebeple aday olmayacaklarını açıklayan Aykan Erdemir, Şafak Pavey gibi başarılı gençten (40 yaş altı) milletvekillerini görünce insan üzülüyor. Daha da vahimi MİT Müsteşarı Hakan Fidan gibi önce aday olacağını ilan edip, sonradan çark edip vazgeçenlerin olması. O zaman gelin kimilerini büyüleyen, kimilerini yıldıran, kimilerini de şaşkına çeviren milletvekilliği denen olayın anatomisini inceleyelim.

Türkiye’de milletvekilinin başarısı öncelikli olarak partisine, daha da önemlisi parti liderine olan tutumuyla ölçülür. Liderle ters düşen milletvekilinin geleceği pek parlak olmaz, olabilemez. Buna en güzel örnek sanırım Hakan Şükür. Siyasete “ben bilmem büyüklerim bilir” sloganıyla hızlı bir giriş yapan Hakan, RTE ve Fethullah Gülen’in arasının bozulması üzerine önce gözden ardından da gündemden düştü. Benzer bir öykü de CHP içindeki Muharrem İnce’nin Kılıçdaroğlu’na karşı genel başkan adaylığını koymasıyla yaşandı. AKP’ye göre parti içinde daha demokratik süreçleri işletmeye çalışan CHP’de hâlâ lider kültü yıkılabilmiş değil. Temsilî sistemlerdeki genel seçimlerde yurttaşın, oyunu öncelikle partiye ardından da vekile verdiği düşünülürse parti çizgisine uyum aslında önemli bir kriter. Ne var ki ülkemizde parti çizgisi genel başkanın çizgisi olarak anlaşıldığı için parti disiplini denen şey ağaya tam itaat anlamına geliyor.

Milletvekilliğinin bir diğer başarı ölçütü vekilin seçmen kitlesine, –ilin ileri gelen iş insanları, girişimcileri, sanayi ve ticaret erbabı kimselere– Meclis’te bulunduğu dönemde ne ölçüde imkânlar sunabildiğiyle ilintili. Tamamen öylesine bir örneklemeyle Çanakkale ilimizi ele alalım, Çanakkale ilimizin öncelikli sorunlarından biri istihdam, öte yandan uzun bir süreden beri yapılacağı söylenen Çanakkale Boğaz Köprüsü projesi de sözkonusu. Şimdi siz Çanakkale ilinden bir milletvekiliyseniz, ve özellikle iktidar partisindenseniz sizden Çanakkale ilimizin ileri gelenlerine köprü yolu için istimlak edilmesi düşünülen arazilerin, yapılması planlanan yan inşaat projelerini kamuya ilan edilmeden duyurmanız beklenir. Bunun için de Bayındırlık ve Ulaştırma bakanlıklarındaki müsteşarlar, kalem müdürleriyle yakın ilişkiler kurmanız gerekir. Ve bütün bunları yaparken de partinizin diğer milletvekillerinin olumsuz tepkisini çekmemeniz, genel başkan ve MKYK ile mükemmel bir uyum görüntüsü vermeniz siyasi geleceğiniz açısından son derece önemli hâle gelir.

Durum bu olunca kafasına Sultan Süleyman kavuğunu geçiren aday adaylarının posterlerini görünce şaşırmamak gerekiyor. İşte kavuk iste inşaat. Bu nedenle Meclis’teki 550 milletvekili arasında gerçek anlamda siyaset yapabilecek cesareti gösterenlerin sayısı 50’yi geçmiyor. Türkiye’nin 70 yıllık parlamenter demokrasisinin en büyük sorunlarından biri liderden ve partiden bağımsız düşünce ve siyaset üretebilme becerisini gösterebilen milletvekillerinin sayısındaki azlık oldu. O nedenle Cumhurbaşkanı başkan olabilmek için 400 “uyumlu” milletvekili istiyor. Zaten oldukça hafif bir kavram olan milletvekilliği başkanlık sistemine geçilmesi durumunda sinek sıklet bir hâl alacak, millet tepedekiyle baş başa kalıp anlamsız bir şekilde bakışacak.

@UlasDogaEralp

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Ulaş Doğa Eralp

Ulaş Doğa Eralp