Cumartesi , 23 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Ölçüyü kaçırdık  
Ölçüyü kaçırdık  

Ölçüyü kaçırdık  

Spor sahalarında olup bitenlerin sadece spora ait olmadığını aynı zamanda gündelik hayatımız içerisinde de karşılığı bulunduğunu sık sık yazmak zorunda kalıyorum. Özellikle ülke sporunun/ futbolunun önde gelen temsilcileri olan takımları arasındaki müsabakaların öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeler, her geçen gün biraz daha tablonun kararmasına yol açıyor. Geçen hafta Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan ve futbol kalitesinden daha fazla, saha içindeki olayları konuştuğumuz derbinin sonrası bir kez daha ülke olarak bazı değerlerimizi nasıl erozyona uğrattığımızı ortaya koydu. Lafı eğip bükmeden ve “ama, lakin, fakat” gibi savunma ifadelerine başvurmadan net olarak konuşmak zorundayız. Uzun zamandır bu ülkede “ölçü”süzlük en büyük erdem olarak kabul görmeye ve değer bulmaya başladı. Her alanda ölçünün kaçtığı ve insani duyarlılıkların azaldığı bir süreci yaşıyoruz. Spor sahaları özellikle de futbol bu sürecin en önemli taşıyıcılarından birisi, hattâ zaman zaman siyasetin birinciliğini bile devralacak kadar etkili bir alandır.

Olayların içerisinde sürekli olarak aynı isimlerin yer aldığı ve o isimler sayesinde ülke milli takımının eskisi gibi destek bulmadığı, futbolcuların milli takıma gönderilmelerinin sorgulanması bile bizleri şaşırtmıyor. Her şeyin hızla kirlendiği ve “yok artık bu kadar da olmaz” dedirten ama hepsinin bizlere rağmen olduğu günlerin tanıklarıyız. Taraftarların ezeli rakiplerinin karşılaşmalarına gitme özgürlüğüne sahip olmadığı ama buna karşın saha içi ve soyunma koridorlarında küfür etme özgürlüğünün tavan yaptığı bir futbol kabaresi son iki haftadır gözümüzün önünde oynanıyor. Olaylarla ilgili adım atması gereken Federasyon ise görmedim, duymadım şeklinde davranmayı sürdürüyor. 6222 sayılı yasa ile taraftarlara her hafta cezalar yağdıran, oynanan her karşılaşmada tribünlerin bir kısmını boş bırakan ve kulüplere binlerce liralık ceza verenler her nedense çarşaf çarşaf yayınlanan bildiriler konusunda sessizler! Herhalde görmezden ya da duymazdan gelmek suretiyle ülke futbolunun geleceğini garantiye almıyorlar. Ancak onların bu tutumları sayesinde taraftarlar arasındaki gerilim her geçen gün biraz daha fazla büyüyor. Beşiktaş kulübü başkanının Fenerbahçe futbol takımının kaptanını hedef alan sözlerine karşılık olarak yayınlanan “haddinizi bilin” şeklindeki bildiri ile sözüm ona ezeli rakibe “ayar” veriliyor. Ancak bunu yaparken kullanılan üslup son derece rahatsız edici ve provoke edici bir tarzda gerçekleşiyor. “Köylü milletin efendisidir” ifadesini kullanan Mustafa Kemal’in her fırsatta takipçisi olduğunu beyan eden bir kulübün internet sitesinde yayınladığı bildiride “Köy takımından beş gol yemek” şeklinde bir ifadenin yer alması sadece kafa karışıklığı ile açıklanamaz. Ayrıca sözkonusu olan Avrupa kupalarındaki “köy takımlarına” elenmekse bu konuda Fenerbahçe’nin tarihinde de bir hayli malzeme bulunmaktadır.

Yeniden milli takım üzerinde durmalıyız, çünkü yaşanan tartışmalar milli takımın kampına giderek takım kaptanına yönelik pankart açılmasına kadar uzayan bir süreci tetiklemiştir. Artık milli takımın bırakın “gönüllerin milli takımı” olmayı, seyretmek için ekran karşısına geçmeyi bile arzu etmediği bir takım hâline dönüştürülmüş olması acı vericidir! Ne yazık ki bunun en büyük sorumluları da kendi futbol iktidarlarının sürmesi uğruna her türlü eyyamcılığa göz yumanlardır. Eyyamcılığın şiddeti beslediğini ve hiç beklenilmedik bir anda hepimizi etkileyecek gelişmeleri tetikleyebileceğini bir kez daha hatırlatalım!!!

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Ahmet Talimciler

Ahmet Talimciler