Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » Özgür kadının şarkıları
Özgür kadının şarkıları

Özgür kadının şarkıları

Şimdi hayatta olan hiç kimsenin hatırlayamayacağı kadar uzun zaman önce Fransız yazar, tarihçi, çevirmen ve arkeolog Prosper Mérimeé’nin yolu İspanya’nın güneyine, Endülüs’e düştü. Bu seyahati esnasında pek çok insanla tanıştı ve bir kısmı hafızasında yer eden değişik öyküler dinledi Prosper Mérimeé. Bunlar arasında biri vardı ki, yazarın içinde anlatma, yaratma isteği uyandırdı. Öykü, özgürlüğüne hayatından bile çok değer veren ve tam da bu yüzden kıskanç sevgilisi tarafından öldürülen güzel bir çingene kızı hakkındaydı. Mérimeé, ülkesine döner dönmez, kendisini onca etkileyen bu konu hakkında kısa bir roman yazdı ve kitabının adını “Carmen” koydu.

Kitap yayımlandığında, yazarı da dâhil olmak üzere hiç kimse, Endülüs’te öldürülen çingene kızını günün birinde tüm dünyanın tanıyacağını düşünmemişti. Ta ki, romanı okuyan Fransız besteci Georges Bizet, Endülüs’te geçen bu aşk, kıskançlık ve ölüm vakasını opera repertuarına kazandırana kadar…

Aslına bakılacak olursa, Bizet’nin “Carmen” operası, ilk sahnelendiğinde, gelecekte çok sevileceğine dair herhangi bir işaret vermemişti. Evet, Endülüs bölgesine özgü ritimlerle süslü müziği, akılda kalıcı ve çekiciydi. Üstelik hareketli danslar ve insanın kalbinde yer etmeye namzet duygulu aryalar da vardı operada. Sorun, eserin devrin ahlak anlayışına uygun olmamasındaydı. O güne kadar sahnede aristokratların, önemli insanların “lekesiz” aşk öykülerini, dramlarını izleyen seyirci, “İstediğim gibi yaşarım. Hangi çılgın âşık bana engel olacakmış şaşarım” diyen çapkın Çingene Carmen’le tanışmaktan pek de memnun olmamıştı.

Güzel sözlerin, anıların, müziklerin değeri geç de olsa anlaşılır elbet. 3 Mart 1875’te Paris’teki ilk sahnelenişinde seyircinin sert tepkisiyle karşılanan, yuhalanan “Carmen”in değeri de zaman içinde teslim edildi. Uzun süredir opera repertuarının baştacı olan “Carmen” operasında bugüne kadar hangi ünlü mezzo-sopranolar, sopranolar başrol oynamadı ki?

Aralarında Grace Bumbry, Marily Horne, Maria Ewing ve Elīna Garanča’nın da olduğu ünlü mezzo-sopranolar ile Maria Callas, Jessye Norman, Angela Gheorghiu gibi sopranolar defalarca özgür ruhlu Carmen’in suretine bürünüp sahneye çıktı.

Şu sıralar onlarca farklı opera sahnesinde izleyicisiyle buluşuyor “Carmen”. Bunlar arasında New York’taki Metropolitan da var. 6 Şubat’tan beri Georges Bizet’nin, Akdeniz ruhuyla kanatlanan müziği Metropolitan Sahnesi’nde yankılanıyor.

Şef Louis Langrée’nin yönettiği, Richard Eyre’in sahneye koyduğu prodüksiyonda Carmen’i Letonyalı mezzo-soprano Elīna Garanča, onun kıskanç sevgilisi Don José’yi tenor Roberto Alagna, matador Escamillo’yu bas Gábor Bretz, Micaëla’yı ise soprano Ailyn Pérez oynuyor.

Nasıl? Kelimenin tam anlamıyla “yıldız kadro” değil mi? “Şimdi New York’ta olmak vardı” dediğinizi duyar gibiyim.

Elīna Garanča’nın, son zamanların en önemli ve popüler mezzo-sopranolarından biri olduğu herkesin malumu. Birkaç sene evvel İstanbul Opera Festivali kapsamında Türkiye’de de konser veren Garanča, hem Carmen gibi klasik mezzo-soprano rollerinde hem de Gioacchino Rossini’nin, ses cambazlığı gerektiren bol ajiliteli eserlerinde çok başarılı. Letonyalı sanatçı, Mozart ve Barok dönem yapıtları konusunda da aynı derecede yetkin.

Elīna Garanča, dünyanın en önemli opera sahnesi Metropolitan’da ilk kez Carmen söylemiyor. 2009 senesinde de Metropolitan izleyicilerinin karşına aynı rolde çıkmış ve beğeni toplamıştı.

Şimdi de, yıllar evvel kıskanç bir erkek tarafından öldürülen Carmen’in öyküsünü sahneye taşıyor Elīna Garanča. Sanatçı 9, 13, 19, 23 ve 26 Şubat ile 4 ve 7 Mart’ta, Don José rolünü oynayan Roberto Alagna ile birlikte sahnede tutkulu bir aşkın resmini çizecek. Mart’taki son iki temsilde Don José’yi Alman tenor Jonas Kaufmann’ın canlandıracağını da söylemeden geçmemek gerek.

[email protected]

twitter:@ozlemertan

 

 

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Özlem Ertan

Özlem Ertan
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümünden mezun oldu ve akabinde İstanbul’a yerleşti. Gazeteciliğe Agos’ta başladı. İki yıl boyunca Agos’ta muhabirlik yaptı ve kültür sanat yazıları kaleme aldı. Ardından Taraf gazetesine geçti. 2008 senesinden beri Taraf’ta kültür sanat yazıları yazıyor. Aynı zamanda 2011'den bu yana da Taraf gazetesinin politika şefi olarak görev yapıyor. Çeşitli dergilerde ve derleme kitaplarda öyküleri yayımlanan Özlem Ertan'ın ilk romanı "Âşık Kadınlar Denizhanesi", 2015'in Ocak ayında yayımlandı.