Çarşamba , 20 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Politikaya endeksli sporlar  
Politikaya endeksli sporlar  

Politikaya endeksli sporlar  

Daha sonra ekstrem bir durum vuku bulmazsa 2015 yılının en önemli olayı genel seçimler olacak.

Demokratik ülkelerde seçim değişim ve dönüşümün en önemli anahtarıdır.

Seçimin göstermelik olarak yapıldığı ülkelerde ise zaman donmuştur.

Haziran seçimleri ülkemiz için de “Garp ve şark cephesinde yeni ne var” sorusunun cevap bulacağı seçimler olacak. Bu nedenle önemi ve anlamı büyük.

Partilerin aday adaylarının belli olduğu şu günlerde dikkati çeken hususlardan biri; başta bürokrasi olmak üzere heveskârlarının siyasete koşusu seraptan suya koşanlardan farksız.

Bürokrasi cenahından sonra spor camiasının irili ufaklı tüm kesimleri de soluğu siyasette almak için istifayı bastılar.

Eskrim, Hokey, Güreş, Basketbol, TFF, Tahkim Kurulu ve Gençlik Spor Bakanlığı bünyesinden başkan, genel müdür, yönetim kurulu üyeleri ile burada saymadığımız birçok spor yöneticisi siyaset için kolları sıvadı.

Ne kadarı Meclis’e girmeyi başarır bilinmez ancak bu durum tüm istifhamları silerek, sporun tüm alanlarının siyasi temsilciler eliyle ‘idare edildiği’ gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Siyasetin her şeyi ile hâkim olduğu sporda zaferden zafere koşabilmeyi ne çok isterdik.

Ne mümkün…

Türkiye sporun tüm alanlarında sıfır çeken hattâ sıfırı tüketmiş bir ülke oldu. Eski günleri bile arar olduk.

Türkiye 25 yıl geriye giderek FIFA klasmanında kendine 52. sırada yer bulabildi.

Uluslararası alanlarda esamimiz de İstiklal Marşı’mız da okunmaz oldu.

Başarısızlık’ tüm federasyonların ortak mirası.

Bu kişilerin ortak noktası ise; kendilerine ait bir başarı öykülerinin olmayışı.

Kendilerine emanet edilen kurumlarda hiçbir gelişim sağlayamayanların milleti temsil iddiasına soyunmaları da olayın ne kadar banalleştiğinin en güzel göstergesi olsa gerek.

Ehliyet ve Emniyet’in çöpe atıldığı bir ülkede, kime neyi nasıl anlatabiliriz ki…

Sporla uzaktan yakından alakası olmayan eşhasın işaretle spor yöneticisi olduğu ülkemde aynı kişiler şimdi de parmak hesabı için siyasetin yolunu çoktan tuttular bile.

 

BEŞİKTAŞIN TUR ŞANSI

Kısmetse Beşiktaş’la birlikte Liverpool’da Anfield’de olacağız.

Liverpool, Beşiktaş karşısına geçen hafta salı günü oynadığı Tottenham maçında elde ettiği 3-2’lik galibiyetin moraliyle ve dinlenmiş olarak çıkacak.

Liverpool kötü başladığı sezonda seri galibiyetlerle 7. sıraya yerleşse de üst tarafla arasındaki bağ çoktan koptu.

Şampiyonlar Ligi’nden elenince de hedef güncellemesi yaptılar.

Premier Lig’in diğer ekipleri gibi tempolu oyun avantajları; Beşiktaş sakin kalmalı ve kendi temposunu rakibe kabul ettirmelidir.

Defansları hantal ancak hücum yönü fazla.

Balotelli’nin ne yapacağı belli olmazken, Sturridge ve hafif sakatlığı olan Raheem Sterling ile onlara servis yapan Coutinho en çok dikkat edilmesi gereken oyuncuları.

Liverpool’un resmî web sayfasında iki takım arasındaki oynanan maçlar arasında 2007 yılındaki maça vurgu dikkat çekiyor.

Beşiktaş için bu açıdan bir fırsat anlamı taşıyan maçta herkesin çok büyük sorumluluk alması ve kaleci Cenk’in gününde olması şart.

Zorluk derecesi yüksek maçlarda Demba Ba’nın eski günlerdeki dayanıklılık ve temposunu aradığını gözlemliyoruz buna rağmen Gökhan, Olcay ve Souza ceza alanı üzerinde kendisiyle iyi iletişim kurabilirse nokta vuruşları ile iyi tanıdığı Anfield’de da secde yaparken televizyon başındaki Beşiktaş taraftarlarına da şükür secdesi yaptırır.

Her şey ilk maçtan umutlu ve mutlu ayrılmaya bağlı. Zira İstanbul’da çok farklı bir atmosfer olacak…

Başarılar Beşiktaş…

Başarılar Trabzonspor…

[email protected]

Twitter:nurullah_ozturk

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Nurullah Öztürk

Nurullah Öztürk