Perşembe , 21 Mayıs 2015
Anasayfa » Yazarlar » Şiddet kültürünün sonuçları
Şiddet kültürünün sonuçları

Şiddet kültürünün sonuçları

 

 

Değerli okurlar bugün spor yazısı yazmak içimden gelmiyor. Özgecan’ın alçakça şiddete uğrayıp katledilmesi her duyarlı insan gibi beni de derinden yaraladı.

Bu acı olayın şokunu atlatamadan bu kez Kadıköy’de gazeteci Nuh Köklü’nün alçakça ve bir hiç uğruna katledilmesi haberiyle sarsıldık.

Bu insanlık dışı olaylar şiddet ve korku toplumu olmamızın, şiddet kültürüyle beslenmemizin doğal sonucu ne yazık ki.

Şiddet kültürümüzle yüzleşmiyoruz. Şiddet aktif ve pasif biçimde büyük bir çoğunluk tarafından beslenip destekleniyor.

Kamu gücünü kullananlar açıkça şiddet uyguluyor. Şiddet uygulayanlar cezasız kaldıkları gibi en yetkili kişiler tarafından desteklenip teşvik ediliyor.

Geçmişte yaşanan binlerce şiddet olayı davalarında verilen mahkeme kararlarının bir çoğu şiddet faillerini adeta koruma ve eylemleri hoşgörme şeklinde. Bu kararlara imza atarak ve kararları onaylayarak şiddetin sürmesine destek veren yargıçlar da aramızda yaşıyor.

Geçmişte şiddet ve cinayet hükümlüleri defalarca af yasalarıyla af edildi.

Toplumdaki kayıtsızlık ve duyarsızlık şiddeti besleyen bir diğer unsur.

Siyaset şiddet, nefret ve ötekileştirme üzerinden yapılıyor. Ülkeyi derinden yaralayan Özgecan cinayetinden hemen sonra TBMM’de Güvenlik Paketi (!) olduğu söylenen ancak muhalefet tarafından güvenlik şiddeti ve terörü yaratacağı savunulan yasa görüşmesi esnasında kavga ve fiilî saldırılar yaşanıyor.

Bu alçakça cinayet için, ülkemizde çok yaygın olan kadına ve çocuğa karşı şiddet için bir kararlılık gösterisi olarak TBMM’de tüm partilerin desteğiyle özel bir oturum yapılamaz mıydı?

Şiddet ve nefret cinnet aşamasında dense yeridir.

Geldiğimiz ve yaşadığımız şiddet atmosferi karşısında ilgili kamu otoriteleri olan Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ses yok.

Bu kamu otoritelerinin toplumdaki yaygın şiddete, kadına ve çocuğa şiddete karşı etkili ve kararlı projelerinin , politikalarının, eylemlerinin olduğu söylenebilir mi?

Doğa ve hayvan sevgisine ilişkin politikalarımız hiç oldu mu?

Tolumun ruh sağlığına olumlu katkılarda bulunacak ve yaşam kalitesini artıracak olan kitlesel sağlık, kültür, eğitim ve spor politikalarından söz edilebilir mi? Demokrasi, insan hakları ve evrensel hukuk önceliğimiz hiçbir dönem olmadı.

Ülkemizin en acil sorunlarından olan şiddete karşı gönüllü insanların oluşturduğu sivil toplum örgütleri bu kamu otoritelerince destekleneceğine adeta hain olarak nitelenip faaliyetleri engellenmek isteniyor.

Yerel yönetimlerin birkaçı hariç imar rantı ve inşaat çılgınlığından bu işlere bakmaya hiç niyetleri ve zamanları yok.

Özgecan cinayeti bir minibüste işlendi. Özellikle büyük kentlerde çok büyük rant kaynağı olan minibüslere, taksilere yönelik ciddi bir önleyici denetim var mı? Minibüs ve taksi şoförlüğü için etkili kriterler var mı?

Şiddet TBMM’de görüşülmekte olan güvenlik paketi aldatmacasıyla tamamen yasallaştırılacak. Bunun sonucunu düşünmek bile istemiyoruz.

Siyasetten kısa dönemde bir umut yok.

Duyarlı insanları insan haklarını ve evrensel hukuku savunmak, şiddetle ve bu şiddetin sonucu olan cinayetlerle mücadele için sivil toplum örgütlerinde yasal örgütlenmeye çağırmalıyız.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Etiketler:

Hakkında Haluk Çetin

Haluk Çetin