Cumartesi , 4 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » Son faili meçhul: İnsan hakları  
Son faili meçhul: İnsan hakları  

Son faili meçhul: İnsan hakları  

Eski Türkiye” ile “Yeni Türkiye” arasındaki en temel fark nedir?

Eskiden, Türkiye’de “insan hakları” bilinci vardı. İnsan hakları ihlallerinin feciliğine rağmen, ne doğru ne yanlış, biliniyordu. “Hak ihlali” diye bir kavram vardı. Yargıdan kamuoyundaki tartışmalara, medyadan halka, demokratikleşme için, otoriterliğe karşı mücadele için “evrensel insan hakları kavramlarının” kullanıldığı bir ortam sözkonusuydu.

Şimdi ise, “hak ihlali” diye bir kavram sözlüğümüzde yok. Birleşmiş Milletler ise, gündeme ancak, “Ey, Birleşmiş Milletler sen ne işe yararsın” veya “Dünya, 5’ten büyüktür” gibi hamaset yüklü, tribünleri coşturmak için kullanılan açıklamalarla, sloganlarla geliyor.

Türkiye’nin de taraf olduğu, insan haklarını güvence altına alan Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin artık lafı bile edilmiyor.

İnsan Hakları Derneği, Mazlumder veya insan hakları eksenli çalışmalar yapan diğer bağımsız sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri, artık ancak kısacık bir haber olup geçiyor. İnsan hakları örgütleri ve aktivistleri olmasa, Türkiye 1990’ları atlatamazdı. Ve 1990’lardaki şiddetin bir ayağı ve pek çok “faili meçhul” hak ihlali, devletle doğrudan bağı olan kişilerce yönlendirildiği hatta doğrudan o kişilerce gerçekleştirildiği için, “çözümün adresi” aslında hiç de “meçhul” değildi.

Devlet ile yurttaşlar arasındaki sorun, bugün “toplumsallaştı”. Artık, gönüllü işkenceci, katil, infazcı, saldırgan olacak kitleler var.

Radikalleşme de böyle bir şey.

Uluslararası akademik çevrelerde, uluslararası medyada, “İslamcı” oldukları iddiasıyla “kendilerinden olmayanlara düşmanlaşan” ve düşmanlaştıkça da radikalleşenlerle ilgili çok başarılı çalışmalar yapıldı.

Ölse “cennete” gideceğine, öldürürse hanesine “sevap” yazılacağına inanan insanların ürettiği ölümcül bir bir mantık sözkonusu.

Bu “mantık” bir nevi uyuşturucu gibi. Bu mantık, girdabına çektiği insanları, ailesine, çevresine, ülkesine, dünyaya diş bileyen varlıklara dönüştürüyor.

Türkiye’de de, Suriye’deki savaşla beraber eskiden son derece “”, toplumun en kenarında kalan aşırı gruplar, merkezleşti.

Paris saldırıları zanlılarından Hayat Boumedienne’in Türkiye’ye girişi ile ilgili olarak, Ankara, “isminin bildirilmediği” için Fransa’yı suçladı.

Oysa, asıl mesele, Boumedienne ve Bulgaristan’da, Türkiye’ye gelmek üzereyken yakalanan diğer zanlının, “kurtarılmış bölge” olarak burayı addetmesiydi.

Charlie Hebdo zanlıları, Türkiye’de kendilerini koruyacak ve kendilerine “güvenli geçiş” sağlayacak bir ağın beklediğini biliyorlardı.

Temmuz 2014’te Fatih Camii’nde, önde gelen “İslamcı sivil toplum örgütleri”, “Afganistan’da ve Suriye’de şehit olan direnişçiler” gıyabında cenaze namazı kılmıştı. Şimdi de, Charlie Hebdo saldırganları için Türkiye’de cenaze namazı kılanlar var. Bu saldırganları aklayan, savunan ve saldırıyı üstlenen Yemen El Kaidesi’ninkine benzer şekilde, “ifade özgürlüğünün sınırlarına” vurgu yapan yazılar yazan birçok medyatik “yorumcu” var. Bu kişiler, büyük kaynaklara hükmeden yayın organlarında ve çevrelerde yer alıyor.

İktidar kanadından gelen üst düzey açıklamalar, hem “Batı düşmanlığını” hem de “Batı ile özdeşleştirilenlere” yönelik hıncı körükleyen söylemler içeriyor.

Radikalleşme, bir sarmal gibi, arttıkça artan, “dönüşüm geçirttiren” bir zihinsel hâl.

Eski” – “Yeni” farkına gelince…

2003’te anadil hakkı ile Diyarbakır’da şöyle bir mahkeme kararı çıkmıştı:

Bir hukuk devletine vatandaşların hakları yasadışı örgütlerin istismarı gerekçe gösterilerek kısıtlanamaz. Devlete düşen görev, terör örgütleriyle hak ve özgürlüklerin özüne karar vermeden mücadele etmektir. (…) Devletin yapması gereken doğru ve makul şey, terör örgütlerinin dayandığı argümanları elinden almak ve kullanılamaz hale getirmek olmalıdır.

Bugünse, Diyarbakır’da yargıdan, Charlie Hebdo’nun yeni kapağına erişimi engelleyen karar jet hızıyla çıkıyor.

[email protected]

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Sezin Öney

Sezin Öney