Pazartesi , 6 Nisan 2015
Anasayfa » Yazarlar » Yeni aşama
Yeni aşama

Yeni aşama

Geçen günkü yazımda Humeyni’nin fetvasıyla başladığını söylediğim dönem ya da süreç Paris’teki cinayetlerle yeni bir aşamaya geldi. IŞİD’in ortaya çıkmasıyla olayın renginin değiştiği anlaşılıyordu zaten. 11 Eylül gibi büyük boyutlara ulaşan bir eylem bile, son analizde, çapı alabildiğine büyütülmüş bir terör eylemiydi. “Devlet kurma” hedefiyle ortaya çıkmak olayı başka bir düzeye taşıyor. Bu önemli.

Şimdiki duruma bakılırsa, IŞİD’in bu girişimi kendi bekledikleri hedeflere ulaşamamış gibi görünüyor. Ama bu bile azımsanmayacak bir şey. Bu adamlar bayağı geniş bir arazide memleket yönetiyorlar.

Fundamentalist” İslâm kendine –İsrail gibi– bir yurt, bir “toprak” arıyor ve böyle bir yere “fethederek” giriyor!

Olayı seyreden dünya açısından, bundan sonra olacak her şey tehlike içeriyor. Proje tuttu, diyelim; Ortadoğu’da böyle bir “devlet”!

Tutmadı, diyelim. Adamlar “evlerine” dönecek! Nasıl dönecekleri Paris’te belli oldu.

Dolayısıyla Batı dünyası tedbir almaya başlayacak. Paris’te bu da belli olmaya başladı.

Varolan koşullarda Batı’nın konumu bir savunma, korunma konumudur. Bu “belâ”nın gelip kendisini vurmaması için tedbir alır. Batı ülkelerine yerleşmiş, orada yaşamaya kararlı Müslümanlar’ın hayatı mutlaka zorlaşacak: hattâ belki zaman içinde imkânsızlaşacak. Ama Humeyni- Usame- IŞİD zihniyeti açısından bu zaten bir kazanım. Onlar zaten böyle olmasını istiyorlar. Le Pen tarzı bir zihniyet nasıl, sözgelişi Paris cinayeti sonrası, “Ben dememiş miydim?” diyor ve rant toplamaya çıkıyorsa, Batı’nın bu yolda politikalarına karşılık o zihniyet de “Ben dememiş miydim? Bunlar böyledir” diyecek.

Batı’da yaşayan ve böyle bir “bilinç” geliştiren insanların formasyonunda herkesten önce Batı’nın payı var. Tabii Batı kapitalizminin dışlayıcı tavırları yalnız Müslümanlar’ı ya da siyahları ya da Asyalılar’ı hedef almıyor. Ama Sheffield’deki işsiz kalmış proleter babanın yirmisine varmamış oğlu “skinhead” oluyor, “punk” oluyor, “holigan” oluyor, öyle idare ediyor. Oysa yabancılaşmış Pakistanlı’nın önünde bir de bu seçenek var.

Bu işin bir çözümü olacaksa –ki, olmalı– bu eninde sonunda Müslüman toplumlarda bulunacak. Bulunabilmesi için İslâm’ın bu çağda yorumu üstüne kapsamlı bir tartışma açılması gerekli. Şu olaydan sonra, “Bunlar Müslüman’sa ben neyim” sorusunu soran çok kişi var –IŞİD’in faaliyet tarzı bunu daha çok sorduracak. Soru böyle formüllenebildiğine göre, demek tartışacak çok şey var.

Ama görünen o ki, ihtiyaç orada apaçık dursa da, hattâ avaz avaz bağırsa da, bu tartışmaya girme cesaretini göstermeye hazır olan çok kişi yok. Özellikle siyaset adamları arasında bunun gönüllüsü çok az. Çünkü tartışmaların her zaman riski de olur. Sırtını birtakım hazır kalıplara dayayıp oradan İslâmcı siyaset yapmak, çoğunun kolayına geliyor. Tartışma insanın rahatını kaçırır. Bir şeyi savunurken onu savunmayanı –oyunu, desteğini vb.– kaybedersin. “Neme lazım, her oy değerli.

Bugünlerde ara ara telaffuz ediliyor:, Türkiye böyle bir tartışmada çok önemli bir rol üstlenebilirdi. İslâmiyet’in bu toplumdaki varoluş biçimi Suudi Arabistan’a ya da Yemen’e ya da Pakistan’a benzemez. Uluslararası toplulukta da, Türkiye’den böyle bir rol oynamasını bekleyenler vardı.

Ve hükümet, davranışlarıyla, tutumuyla, bu beklentileri besliyordu. Durum şimdi değişti. Daha doğrusu, Tayyip Erdoğan değişmeye karar verdi –veriş o veriş.

Tayyip Erdoğan geçen gün Humeyni’nin politikasını anlatırken söylediğim şeyi Türkiye içinde yapmakla meşgul. “Benden olanlar/ olmayanlar” ayrımını, din kozunu sonuna kadar kullanarak vurguladıkça vurguluyor.

Bundan vazgeçeceğini hiç sanmıyorum.

 

*

Not:

Geçmiş yazılara şu linkten ulaşabilirsiniz:

http://arsiv.taraf.com.tr

Hakkında Murat Belge

Murat Belge